MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin tek taraflı ve haksız olarak davalı tarafça feshedildiğini, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalı şirketin sözleşmenin fiili olarak yürürlüğe girdiği tarihten beri taahhüt ettiği yıllık tonajda ürün almayarak sözleşmeyi ihlal ettiğini, ayrıca sözleşme ilişkisi sebebi ile davalıya ariyet olarak bırakılan tüm demirbaşların iadesi için gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı ile demirbaş bedeli olarak 7.000,00 TL olmak üzere toplam 14.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesinin, davalının akaryakıt istasyonunda münhasıran ...'dan veya ...'ın belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt ürünlerini satmayı, başka şahıs ve şirketin petrol mahsullerini hiçbir şekilde satmamayı taahhüt ettiği 1. maddesi senelik belli miktar akaryakıt ve madeni yağı ...'dan satın almayı taahhüt ettiği 2. maddesi ürünlerin yeniden satış fiyatını ...'ın temyiz edeceği ve davalının da bu fiyata göre satış yapmayı taahhüt ettiği 4/e maddesi ile anlaşmanın 07.08.2010 tarihine kadar geçerli olacağı ve hatta 6 aydan önce yazılı feshi ihbar edilmediği takdirde 1'er yıl daha uzamış sayılacağını öngörmek suretiyle belirsiz süreli olmasını sağlayan 12. maddesi hükümlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili tebliğ hükümlerine aykırı olup, bu dikey anlaşmanın 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında ve bu sebeple de hukuka uygun ve geçerli olarak değerlendirilebilmesinin mümkün olmadığından sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren geçersiz olduğu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı hükümler taşıyan ve kendisine açıkça kanuna aykırı edimler yüklemiş olan sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebeple gerçekleşmiş olduğundan ve sözleşme başlangıçtan itibaren geçersiz olduğundan cezai şart istenemeyeceği, tarafların geçersiz olan bu sözleşme kapsamında yürüyen ticari ilişkiden karşılıklı olarak menfaat elde etmiş olmaları ve davacının da sözleşmenin uygulandığı dönemlerde davalı tarafın her yıl eksik miktarda ürün olmasına itiraz etmemesi dikkate alındığında bilirkişilerin MK'nun 2/2 maddesine dayalı değerlendirmenin yerinde olmadığı, davacı şirketin geçersiz sözleşme kapsamında ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca verdiklerini geri isteyebilecekleri davacı tarafça yaptırılan tespitte ariyet malların davalı tarafça sökülerek kendisine ait depoda muhafaza ettiği belirlendiğinden, bu malların davacıya aynen iadesi mümkün olup, davacının iadeyi değil, sözleşmenin 9. maddesine göre cezai şart talep ettiği, sözleşme hukuka aykırı ve geçersiz olduğundan bu talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bayilik sözleşmesinin süresinden önce haksız feshi nedeniyle cezai şart, kar mahrumiyeti ve ariyet olarak bırakılan demirbaşların bedelinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece, sözleşme hükümlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'a aykırı olup, başlangıçtan itibaren hukuka aykırı ve geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukukumuzda sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Herkes kanuna, ahlaka aykırı olmamak koşuluyla sözleşme akdedebilme özgürlüğüne sahiptir. Taraflar arasında yapılan sözleşmenin serbest iradeleri ile yapıldığı ve kanuna, ahlaka aykırı olmadığı gibi kamu düzenine de aykırı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmenin haksız feshedilip, feshedilmediği üzerinde durulup, toplanacak deliller ve varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy