MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takibine konu senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %40 tazminata ödenen 3.307 TL'nin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; takip konusu senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda kesin bir kanaate ulaşılamadığının bilirkişi raporunda belirtildiği, bu durumun aksinin aynı kuvvette başka bir delille ispatlanamadığı, sonucun davacı lehine değerlendirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda "Davanın kabulüne" denildiği halde, gerekçeli kararda "Davanın kabulüne, Gazipaşa İcra Müdürlüğü'nün 2010/452 E. sayılı dosyasında davacı ...'nün borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından davalıya ödenen 3.307 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine" denilmiştir. Böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında tazminat yönünden çelişki yaratılmıştır. Bu hal, HUMK.nun 381/2. (HMK m.298/2) maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.