MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin cari hesap alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı tarafından 2009 ve 2010 yıllarında düzenlenen yıllık satın alma sözleşme formunda davalı şirketin yer almadığı, taraflar arasında ihtilaf konusu fatura bedeline esas ticari ilişkinin mevcut olmadığı, davacı defterlerinde kayıtlı olan 23.075,30 TL alacağın fiyat farkı adı altında talep edilmesinin dayanağının bulunmadığı, davacının alacağının varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yan, cari hesaba dayalı yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek iş bu itirazın iptali davasını açmış, davalı yan ise davalıya borçlu olmadığını bildirmiştir.
Takip dayanağı cari hesap alacağıdır. Yargılama sırasında taraf defterlerinin incelenmesine ilişkin olarak alınan 25.08.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının yevmiye ve envanter defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, ancak defteri kebir inceleme için sunulmadığından davacı defterlerinin lehine delil teşkil etmediği, 31 adet satış faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve yapılan ödemelerin mahsubu ile davalıdan 23.075,30 TL. alacak kaydının bulunduğu, davalı defterlerinin ise açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı ve davalı lehine delil teşkil ettiği, davacı defterlerinde kayıtlı olan 31 adet satış faturasının davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı defterlerinde, davacı defterlerinde kayıtlı olan ödemeler dışında, davalının davacı adına düzenlediği 10.05.2010 tarihli, 25.105,68 TL. bedelli fiyat farkı faturasının kayıtlı olduğu, bu faturanın kayıt tarihine kadar davalı defterlerine göre davacıya borçlu iken anılan fatura kayıt tarihinden sonra davacıdan 2.030,32 TL. alacaklı hale geldiği belirtilmiştir.
Anılan faturanın davacıya tebliğ edildiği, davacının ise 8 günlük sürede, 18.05.2010 tarihli ihtarname ile faturayı kabul etmeyerek davalıya iade ettiği dosya içeriğiyle sabittir.
Hal böyle olunca, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve davacı tarafından da kabul edilmeyerek iade edilen 10.05.2010 tarih ve 25.105,68 TL. bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakla, bu faturaya dayalı alacağın varlığının ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu gözetilmeksizin ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gibi, mahkemece düzenlenen ve bilirkişi ile taraf vekillerinin de imzasını içeren 20.05.2011 tarihli tetkikat tutanağında davacı vekili tarafından 2009 ve 2010 yıllarına ait yevmiye, envanter ve kebir defterlerinin ibraz edildiği belirtildiği halde alınan bilirkişi raporunda davacının kebir defterinin sunulmadığı, bu nedenle davacının defterlerinin lehine delil teşkil etmediğinin belirtilmesinin dosya içeriğiyle çelişkili olduğu gözetilerek bu çelişkili durum giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 990,00 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy