MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan asıl'ın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili tarafından kefalet nedeniyle davalı aleyhine girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemi ile açılan davanın açık yargılaması sonucunda mahkemece takibe konu genel kredi sözleşmesinde kefalet limitinin bulunmadığı ve bu nedenle BK’nun 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve taraf vekillerince temyiz edilen hüküm Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda davacı yararına bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle; “Davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmede kredi limitinin 50.000 TL olarak gösterilmiş olması karşısında 12.04.1944 tarih ve 14/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı dikkate alındığında kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilerek deliller hep birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda ... 3.İcra Müdürlüğü'nün 2009/10122 takip dosyasına yönelik itirazın kısmen iptali ile 50.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 80 temerrüt faizi yürütülmek suretiyle takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyularak kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamakta ise de somut olay bakımından kefilin sorumluluğu ile ilgili olarak yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm oluşturulmuştur. Zira; davalı, asıl borcun ödendiğini ve borcun teminatı olarak tesis edilen ipoteğin fekedilmiş olduğunu savunmuştur.
Bu durumda mahkemece dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun 499 ve 500/1 maddeleri gözetilerek davalının bu yöndeki savunmaları üzerinde durulup araştırma ve inceleme yapılarak davalı kefilin sorumluluğunun kalkıp kalkmadığı değerlendirilip, sorumluluğun kalkmadığı sonucuna varıldığı takdirde ise aynı Kanunun 490. maddesi çerçevesinde banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp kefilin sorumlu olacağı miktar belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy