MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl davada davacı ... Mut. Cih. San Ltd Şti vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla girişilen icra takibinin itirazsız kesinleştiğini, tarafların bir araya gelerek borcun ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını ve bu bağlamda müvekkili şirket tarafından davalı şirkete çekler verildiğini, davalı şirkete verilen çek bedellerinin keşide tarihlerine göre düzenli olarak ödendiğini, buna rağmen davalının icra dosyasında haciz işlemlerine devam ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile icra takibinden dolayı 72.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 5.000 TL artırarak 77.500,00 TL borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalı ... AŞ vekili, icra takibinin kesinleştiğini, alacağın gerçek bir alacak olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir
Birleşen davada davacı ... AŞ vekili, müvekkilinin davalıdan cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunduğunu ileri sürerek 138.767,48 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden; kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibin itirazsız kesinleşmesinden sonra menfi tespit davası açılmasına İİK.nun 175. maddesinde yer verilmediği, yalnızca istirdat davasına atıfta bulunulduğu, iflas ödeme emrine süresinde itiraz etmeyerek gerekli özeni göstermeyen davacı borçluya menfi tespit davası açma imkanının tanınmadığı, birleşen davanın ise davacı/esas davada davalı şirket vekilince 25.07.2011 tarihli oturuma katılmayarak dosyanın işlemsiz bırakıldığı, birleşen davanın yasal süresi içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın 6100 Sayılı HMK’nun 150-5.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davanın davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Birleşen davanın davacı vekilinin temyizi vekalet ücretine yöneliktir. Hüküm tarihindeki AAÜT’nin 7/2.maddesi uyarınca; “davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.”
Somut olayda birleştirilen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğine göre belirtilen tarife hükmüne göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ancak, mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, birleşen davanın davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. madde yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davanın davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının birleşen davadaki hüküm fıkrasının üçüncü bendindeki "12.396,05-TL " rakamının çıkarılmasına, çıkarılan bu rakam yerine "1.200.00.-TL " rakamının yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy