MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davacı şirket ile davalı ... Paz. Dağ. A.Ş. arasında akdedilen Toptan Satıcılık Sözleşmesi kapsamında sözleşmenin fesih edildiği tarihe kadar davalı şirkete ait tekel ürünlerinin toptan pazarlama ve dağıtımının yapıldığını, müvekkilinin davalının ürünlerini davalının belirlediği fiyatlar üzerinden TEKEL bayilerine dağıttığını ve her ürün başına belirlenen hizmet ücretini almakta olduğunu, sözleşmenin 6/3. maddesinde yer alan "toptan satıcılara, yıllık taahhüt ettikleri miktarın üzerinde yapacakları satışlar için ayrıca %3 daha ek satış ücreti verilecektir." hükmü kapsamında baş satıcı olarak taahhüt ettiği satış kotasını dolduran müvekkilinin hak ettiği ek ücretin ödenmediğini belirterek davacının Toptan Satıcılık Sözleşmesi kapsamında 2000-2002 dönemine ait hak etmiş olduğu %3 ek satış ücretinden fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000-TL'nin davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 19/06/2012 tarihinde müddeabihi ıslah ederek 22.500-TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davacı ile imzalanan sözleşmelerin Tekel Ürünleri Toptan Satıcılığı Hakkında Yönetmelik ve Alım Satım Yönetmeliği hükümlerine göre yapıldığını, bu kapsamda belirtilen yönetmeliğin "gezici toptan satıcılara yıllık asgari taahhüt miktarını aşan satışları için yönetim kurulu kararı ile perakende satıcılara tanınan kar haddinin %3 ne kadar teşvik primi ödenebilir" şeklindeki hükmünün 21/07/1999 tarih ve 23762 sayılı RG'de yayınlanan yönetmelik değişikliği ile yürürlükten kaldırıldığını, davacı şirketle imzalanan sözleşmenin yönetmelik değişikliği dikkate alınmadan imzalandığını ve 6/3 maddesinde yer alan hükmün sehven değiştirilmediğini, hukuki dayanağı olmadığından sözleşmenin bu maddesinin dikkate alınamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; her ne kadar davalı şirketçe sözleşmenin düzenlenmesi öncesinde yapılan yönetmelik değişikliği uyarınca toptan satıcılara tanınan yıllık kotayı aşan satışlar için %3 ek ücret ödenmesine ilişkin hükmün ortadan kaldırıldığı ve bu hükmün taraflar arasında yapılan sözleşmeye sehven konulduğu ileri sürülmüş ise de, tarafların serbest iradeleri ile düzenledikleri sözleşmenin ek ücret verilmesine ilişkin hükmünün hukuka uygun olarak sözleşmede yer alması karşısında bu hükmün idare tarafından yapılan tek taraflı yönetmelik değişiklikleri ile ortadan kaldırılamayacağı, davalı şirketin kamusal yönü bulunan bir işletme olmakla birlikte özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket niteliğinde olduğu, bu nedenle sözleşme hükümlerinin kendisini bağlayıcı nitelikte bulunduğu, bilirkişi kurulunun sözleşme hükümlerinin yıllık toplam bayi karı üzerinden %3 ek ücret hesaplama yapılması konusundaki terditli hesaplamasının somut olaya uygun düştüğü gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000-TL alacağa dava tarihinden, 22.509-TL alacağa da ıslah tarihinden itibaren değişen ve değişecek oranlarda avans faizi uygulanması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı dava dilekçesinde talep ettiği alacağa ticari faiz uygulanmasını istemiştir. Oysa ki, kanunlarımızda ticari faiz adı altında bir faiz türü bulunmamaktadır. Bu durumda talep gözetilerek yasal faize hükmedilmesi gerekirken açıkça avans faizi talebi olmamasına rağmen avans faizine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendindeki “avans” sözcüğünün hükümden çıkarılarak yerine “yasal” sözcüğünün yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy