MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili; davalının 300.000,00 TL bedelli bir senede dayanarak 190.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı aldığını ve davalılar hakkında icra takibi başlattığını, haciz işlemleri sırasında davalı ...'ın kardeşi dava dışı ...'in icra dosyasına kefil olduğunu, hacizli menkuller ve araçların davalı ...'a yediemin olarak bırakıldığını, borç miktarının 240.000,00 TL olarak belirlendiğini ve buna ilişkin 11.08.2011 tarihli tutanakla anlaşma imzalandığını, ...'in 5 adet bonoyu imzalayarak davalıya verdiğini, bonoların verilmesiyle icra takibinin konusuz kaldığını, ... anlaşma gereğince verilen 40.000,00 TL bedelli 27.08.2011 vade tarihli bonoyu ödemek için davalıyı aradığında davalının bononun avukatında olduğunu, bayramdan sonraki mesai saatinde ödeyebileceğini söylediğini, ... 'in daha sonra defalarca bonoyu ödemek istediğini ancak muhatap bulamadığını, bu nedenle senet bedelini daha önce konusuz kalan icra dosyasına yatırdığını, ancak buna rağmen davalı vekilinin ertesi gün icra dosyasında haciz ve muhafaza altına alınma talep ettiğini,aynı gün borçluların adreslerine gelinerek daha önce haczedilen araçların muhafaza altına alındığını belirterek hukuki dayanağı kalmayan icra takibinin iptaline ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafın sözünü ettiği 5 adet bononun icra takip dosyası borcuna teminat olarak verildiğini, kaldı ki 11.08.2011 tarihli tutanakta bonoların söz konusu icra dosyasında tahsilde tekerrüre esas olmamak kaydıyla verildiğinin açıkça yazılı olduğunu, ancak davacı tarafın bu anlaşmaya uymadığını ve 27.08.2011 vade tarihli 40.000,00 TL bedelli bonoyu vadesinde ödemediğini, bu bonoya dayalı alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını ve borçluya bilgi verildiğini, bunun üzerine borçlunun bono bedelini ödediğini savunarak davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; 11.08.2011 tarihli tutanak ile taraflar arasında borcun yeniden düzenlendiği ve borçlulara mühlet verildiği, bu sebeple icra hukuk mahkemesi kararı ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla davacı tarafın icra takibinin konusuz kaldığı iddialarının yerinde olmadığı, her ne kadar davacılar vekili tarafından dava açıldıktan sonra vadesi gelen bono bedellerinin ödendiğine ilişkin dekont örnekleri sunulmuş ise de her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olduğu, dava tarihinde ise 27.08.2011 vade tarihli olan ilk bono bedelinin zaten ödenmiş olduğu, davanın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 25.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.