MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan ... Otom. Tic. A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... Otomotiv Şirketi'nden 27.02.2009 tarihinde 2008 model 0 km bir araç satın aldığını, aracın 14.03.2009 tarihinde gecikmeli olarak teslim edildiğini, müvekkili daha önce de aynı marka ve tip araç satın aldığından araçta bir takım anormallikler görmesi üzerine yetkili servise gittiğini ve aracın boya kalınlığının standardın üzerinde olduğunu öğrendiğini, davalı ... Otomotiv Şirketi yetkililerine ulaşılamaması üzerine davalı ... Şirketi yetkililerine telefonla ulaşılmaya çalışıldığını, yetkililerin kendilerine döneceği bildirilmişse de arayan soranın olmadığını, bunun üzerine mahkeme vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, araçta bir çok hasar olduğunun ve aracın orijinal 0 km araç olmadığının tespit edildiğini, davalı ... Otomotiv Şirketi'nin hileli davranışlarıyla müvekkilini iğfal ettiğini, diğer davalı şirketin de sorumluluğunu yerine getirmediğini belirterek ayıplı aracın aynı ile değiştirilmesine aksi halde bedeli olan 18.358,00 TL'nin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili; davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının ayıp ihbar sürelerine de uymadığını, 4077 sayılı yasa ve garanti belgesi uygulama esaslarına dair yönetmeliğin araç değişimi için aradığı şartların oluşmadığını, kaldı ki aracın ayıplı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Otomotiv Şirketi vekili; davacının iddia ettiği ayıpların bilirkişi raporunda belirtilmediğini, ayrıca davacının 14.03.2009 tarihinde aracı tam ve eksiksiz olarak teslim aldığına ilişkin tutanağı imzaladığını, bu nedenle araçta çıplak gözle dahi tespit edilebilen ayıplar olduğunun kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının ayıp ihbar süresine uymadığını, muhtemelen aracın davacının kullanımı sonucu hasarlı hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; bilirkişi raporları ile aracın gizli ayıplı olduğunun ve bu ayıbın üretimden kaynaklandığının tespit edildiği, davalıların aracın satışı sırasında hileli davranışlarda bulundukları, bu nedenle davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan BK'nın 200.maddesi de değerlendirilerek zamanaşımı iddialarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava, ayıplı mal satışından kaynaklanmaktadır. Davacı satın aldığı aracın boya kalınlığının standardın üzerinde olduğunu servise gittiğinde öğrenip mahkemeden delil tespiti istediğini ve delil tespit raporuyla aracın sağ kapısı üzerinde paslanma lekeleri olduğunun, araç kaputunun farklı zamanlarda farklı boya ile boyanmış olduğunun, sonuçta araçta boyama hatası bulunduğunun tespit edildiğini iddia etmiş ve kendisine 07.05.2009 tarihinde tebliğ edilen delil tespit raporundan sonra 20.05.2009 tarihinde ayıp ihbarında bulunmuştur.
Taraflar tacir olduğundan uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 25/3 ve 25/4 maddesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK'nın 25/4 maddesi uyarınca ticari satışlarda zamanaşımı süresi teslimden itibaren 6 ay ise de, daha uzun süreli garanti verilmesi halinde zamanaşımı süresinin garanti süresi sonuna kadar uzadığı Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları icabından olduğundan yerel mahkemece zamanaşımı definin reddinde isabetsizlik yoktur.
Ancak satılan mala garanti verilmiş olması, garanti süresi içinde malın ayıplı olduğunun saptanması halinde 6762 sayılı TTK'nın 25/3 maddesinde öngörülen ayıp ihbar sürelerini ortadan kaldırmaz. (İsmail Doğanay, Ticari Alım Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 1993, s.152; Halil Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt 1/1, Ankara 1985, s.179) Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (19 HD 16.01.2013 tarih, 2012/10866 E., 2013/650 K.; 29.02.2012 tarih, 2011/7408 E., 2012/3133 K. ; 15.02.2012 tarih, 2011/8034 E., 2012/2199 K. sayılı kararları)
6762 sayılı TTK'nın 25/3 maddesine göre; '' Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur.'' Ayıbın muayene ile ortaya çıkmayacak nitelikte gizli ayıp olduğunun saptanması halinde de gizli ayıbın öğrenildiği andan itibaren derhal ihbar edilmesi gerekmektedir. Bu süreler içerisinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmaması halinde alıcı bu haliyle malı kabul etmiş sayılır.
Ne var ki 818 sayılı BK'nın 200.maddesinde; '' Alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek mesuliyetten kurtulamaz.'' hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasa hükmüne göre eğer alıcı, satıcı tarafından iğfal edilmiş, kandırılmış ve bu sebeple ayıp ihbar sürelerini kaçırmış ise, satıcının ayıplı mal satışından dolayı sorumluluktan kurtulamayacağının kabulü gerekir.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirmesine gelince; alıcının 6762 sayılı TTK'nın 25/3 maddesinde öngörülen sürelerde ayıp ihbarında bulunmadığı, ayıba ilişkin delil tespit raporunun kendisine tebliğ edildiği 07.05.2009 tarihinde ayıbı öğrendiği ve gizli ayıp niteliğinde olduğu bilirkişi raporu ile belirlenen bu durumu öğrenmesinden itibaren derhal satıcıya ihbar etmesi gerekirken aradan 13 gün geçtikten sonra 20.05.2009 tarihinde noter vasıtasıyla gönderdiği ihtarname ile ihbarda bulunmuş olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Buna göre ayıp ihbarının süresinde olmadığı görülmektedir. Mahkemece 818 sayılı BK'nın 200.maddesinden söz edilerek zamanaşımı definin yerinde görülmediği şeklinde bir gerekçeye yer verilmiş ise de anılan yasa hükmü zamanaşımı ile ilgili bir hüküm olmayıp satıcının hilesi halinde süresinde ayıp ihbarında bulunulmamasının onu sorumluluktan kurtarmayacağına ilişkin bir hükümdür. Bu hükme dayanılarak karar verilebilmesi için alıcının satıcı tarafından iğfal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Somut olay bakımından delil tespitiyle saptanabilen bir gizli ayıp konusunda satıcının alıcıyı ne şekilde iğfal etmiş olabileceği hususu ile ilgili yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan ve iğfale ilişkin gerekçeler hükümde açıkça gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy