MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı birleşen menfi tespit- alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında mıcır alım sözleşmesi yapıldığını, müvekkili tarafından malların istenen miktarlarda davalıya teslim edildiğini, ancak son teslimatın davalı tarafça kabul edilmediğini, buna rağmen davalı tarafından müvekkiline çekilen ihtarnamede müvekkilinin edim yükümlüğünü yerine getirmediğini ve mıcırların sözleşmede kararlaştırılan nitelikte olmadığını, bu nedenle başka firmalardan almak durumunda kalındığı belirtilerek mıcır ve nakliyeye ilişkin 7 adet yansıtma faturaları toplamı olan 99.639,46-TL' nin ödenmesinin müvekkilinden istendiğini, bu ihtarın ve bahse konu faturaların gerçeği yansıtmadığını beyan ederek, müvekkilinin sözkonusu faturalar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada da aynı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme imzalanmasından sonra müvekkili şirketin davacıya muhtelif çeklerle bedelini ödemiş olduğu malları alamadığını, davacının istenilen miktarda, nitelikte ve zamanda mal teslim etmemesi nedeniyle müvekkilinin ihtarname gönderdiğini, davacının müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin 3. şahıs olan firmadan mal temin ederek oluşan zararını davacıya fatura ettiğini, davacının müvekkiline ticari defter ve belgelere göre 89.000-TL borçlu olması nedeniyle davacının açtığı menfi tespit davasının reddine ve birleşen davada ise aynı gerekçelerle 89.000-TL' lik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında mal teslimine ilişkin irsaliye ve teslim belgesi olmadığı gibi, yine ödemelere ilişkin de bir belgenin bulunmadığı, tarafların tamamen ticari defter ve kayıtlara dayandıkları, her iki tarafın ticari defterinin de usulüne uygun tutulduğu, kendi lehlerine delil teşkil edebileceği, davalı/birleşen davacı tarafın davacıya 9 adet çek ile 384.080-TL ödediğinin her iki taraf defterinde de kayıtlı olduğu, anlaşmazlığın davacının ne kadar mal teslim ettiği ile ilgili olduğu, davacı defterinde yeralan ancak davalı defterinde yer almayan üç adet faturadaki malların teslim edildiğine dair davacının bir belge sunamadığı, buna göre davacının 314.297,40-TL' lik mal teslim edip, karşılığında 384.080-TL aldığına göre, 69.782,60-TL zenginleştiği, her ne kadar davacı bir kısım malların davalı tarafından teslim alınmadığını iddia etmiş ise de, bu hususun ancak davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarla ispatlanabileceği, tanıkla ispat edilemeyeceği, davacının böyle bir belge sunamadığı, bu nedenle davacının davalıya 69.782,60-TL borcu bulunduğundan menfi tespit davasının reddine, birleşen davada ise, izah edildiği üzere birleşen davanın davacısının davalıya fazladan ödediği 69.782,60-TL tutarında alacaklı olduğu, her ne kadar davacı birkısım malların sözleşme şartlarına uygun olmadığını savunmuş ise de sözleşmede evsafa uygun olmayan malların derhal satıcıya teslim edileceği belirtilmesine rağmen davacının iade ettiği mallar ile ilgili bir belge sunulmadığı gibi, birleşen davalının düzenlediği faturaların da, üçü haricinde davacı defterinde kayıtlı bulunduğu belirtilerek birleşen davanın kısmen kabulü ile, davacının ödediği 69.782,60-TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı/birleşen davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada, davalının başka firmadan mal almak zorunda kaldığı ve bu nedenle davadışı firmaya ödediği miktarın davacıdan tahsili amacıyla düzenlediği 7 adet yansıtma faturasından dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti talep edilmiştir. Birleşen davada ise, cari hesaptan doğan alacağın tahsili talep edilmiş olup, bu talebin içerisinde asıl davaya konu edilen 7 adet yansıtma faturasının da bulunduğu görülmektedir. Birleşen davada yansıtma faturaları mahkemece kabul edilmemiş, bunlar dışındaki alacağa hükmedilmiş ve reddedilen 7 adet faturayla ilgili olarak birleşen davanın davacısı asıl davanın davalısı hükmü temyiz etmemiştir. Bu durumda mahkemece bu 7 adet yansıtma faturasıyla ilgili olarak asıl dava yönünden belirtilen bu hususlar gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken, asıl dava cari hesaba yönelik bir dava olmadığı halde yanılgılı değerlendirmeyle reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, birleşen davada, o davanın davalısı, asıl davanın davacısı kendi defterlerinde 3 adet daha fatura kayıtlı olduğu halde bu faturalarla ilgili mal tesliminin kanıtlanamadığı belirtilmiştir. Oysa, bu faturalarda yazılı mallarla ilgili teslim konusunda araştırma ve inceleme yapılmadığı görülmüştür. Bunun yanında taraflar arasında düzenlendiği belirtilen 10.05.2011 tarihli ek protokolün de uyuşmazlığın çözümü yönünden değerlendirilmesi gerekirken mahkemece beliritlen bu yönler üzerinde durulmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün asıl davanın davacısı/birleşen davanın davalısı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy