MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasındaki 07.04.2008 tarihli distribütörlük sözleşmesi uyarınca müvekkilinin, davalının mallarının İstanbul Anadolu yakasındaki teksatıcısı olduğunu, satış hakkının münhasıran müvekkiline ait olmasına rağmen davalının bu bölgede satış yaptığını, müvekkiline göndermesi gereken malları göndermediğini, hatta ... Mağazaları ile anlaşarak mal satışında yetki verdiğini, üstelik bu mağazalara malları daha uygun koşullarla verdiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen 26.01.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeye aykırı davranışlarına son vermesi istenildiği halde ihtarın cevapsız kaldığını belirterek, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle müvekkili firmanın uğradığı maddi zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000-TL’sinin avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bahsedilen distribütörlük sözleşmesinin teminat şartı davacı tarafça yerine getirilmediğinden yürürlüğe girmediğini, sadece güvenlik sistemleri için imzalanmış ve doğmamış bu sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunulamayacağını, davacının bayi olarak dahi müvekkilinden satın aldığı cihazların montajını gerçekleştirememesi nedeniyle müvekkiline pek çok şikayet geldiğini, müvekkilinin davacının yaptığı işleri ikinci kez yapmak zorunda kaldığını, davacının başka marka mallar da sattığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davada ise, davacının piyasada müvekkili aleyhine yaptığı karalama kampanyası ve açtığı dava nedeniyle müvekkilinin manevi zararı bakımından şimdilik 10.000-TL ve davalı tarafça yapılan işleri tekrar yapmak zorunda kalmalarından dolayı oluşan maddi zararı bakımından ise şimdilik 1.000-TL tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya mündeceratına nazaran, tarafların incelenen yasal defter ve belgelerinde yeterli bilginin bulunmaması ve eksik ibraz edilmesi nedeniyle, davacı-karşı davalının ve keza davalı–karşı davacının dava konusu olay ile ilgili olarak talep edebilecekleri maddi tazminat hesabına mesnet teşkil edecek nitelikte bilgi ve belgenin bulunmadığı, davalı-karşı davacının manevi tazminat talebinin de şartları oluşmadığı belirtilerek, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna taraf vekillerince gerekçeleri de gösterilmek suretiyle ayrı ayrı itiraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece tarafların itirazlarını da karşılayacak şekilde ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınıp, deliller hepbirlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, bilirkişi raporunun aynen mahkeme kararının gerekçe bölümüne alınması da mahkeme kararlarının ne şekilde yazılacağına ilişkin HMK 297. madde hükmüne aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.