MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı tarafça senede dayalı olarak müvekkili aleyhine kambiyo yolu ile başlatılan takipte ihtiyati haciz esnasında baskı altında müvekkili şirket vekilinin ödeme taahhüdünde bulunduğunu ancak takip borçlusu şirketin başka bir adreste faaliyette bulunduğunu, isim benzerliği nedeniyle müvekkiline hacze gelindiğini, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, asıl borçlu şirketin 22.07.2008 tarihinde unvanını değiştirerek ... Petrol Ürünleri İnş. Tur. Paz. San ve Tic. Ltd. Şti. ünvanını aldığını ileri sürerek söz konusu takip nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, 7.10.2008 tarihinde baskı ve korku altında alınan ödeme taahhüdünün iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kambiyo senetlerine özgü takibe istinaden gönderilen ödeme emrine karışlık davacı şirket çalışanlarının şirketin ayrıldığını belirterek ödeme emrini almadıklarını, yapılan araştırma sonucunda borçlu şirketin aynı adreste faaliyetine devam ettiğini tespit edildiğini, şirketin borcundan dolayı Bakırköy 4 ATM'den ihtiyati haciz kararı alarak borçlu şirkete hacze gidildiğini, haciz sırasında borçlu şirketin çekin kendilerine ait olmadığını, kendilerinden önce burada bulunan ve yeni bir unvan alarak yer değiştiren ... petrol ürünleri İnş. Turuz. ltd ŞT ne ait olduğunu belirterek itiraz ettiklerini, daha sonra da borcun kendilerine ait olduğunu itiraf ederek icra memuru huzurunda ödeme taahhüdünde bulunduklarını, davacı şirketin sicile unvan değişikliğinde bulunduğunu göstererek aynı yerde faaliyetine devam ettiğini, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, ödeme taahhüdünde bulunarak davacı şirketin borcu sahiplendiğini ileri sürerek davanın reddine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre;davacı şirketin, icra takip dosyasında taraf olmadığı, takip alacaklısı davalının, davacıya yönelik bir alacak istemi de bulunmadığı, davacının haciz yapılması halinde istihkak davası açabileceği gibi haczin haksız olduğunu ileri sürerek tazminat talebinde de bulunabileceği, ödeme taahhüdünün geçersizliğini ise icra hukuk mahkemesinde açacağı davada ileri sürebileceği, davacının tazminat talebinde bulunması veya takip alacaklısı davalının alacak davası açması halinde, öncelikle taraflar arasında hukuki ilişkinin var olup olmadığı ,davacı şirketin, dava dışı keşideci ... Petrol Ürünleri İnşaat Turizm Paz. Ltd Şti'nin devamı olup olmadığı, her iki şirket arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususları tespit edileceğinden; davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı vekili tazminat talebinde bulunmuş ise de icra dosyasında taraf olmadığından, davalı vekilinin koşulları oluşmayan tazminat talebinin de reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı aleyhine kambiyo yolu ile takip başlatılmış olup iş bu takibe karşı açmış olduğu menfi tespit davasında senet keşidecisi şirket ile kendi şirketlerinin farklı tüzel kişilikler olduğu ve davacı şirketin çek keşide tarihinde henüz kurulmamış olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise, dava konusu çek keşidecisinin davacı olduğu hususunda ısrar etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı şirketin icra takip dosyasında taraf olmadığı, takip alacaklısı davalının davacıya yönelik bir alacak istemi de bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu çekte sıfatı bulunmadığına dair iddia davacıya ait olup yapılan yargılama ile bu husus tam anlamıyla açıklığa kavuşmamıştır. Kaldı ki, davalı da halen davacının takip borçlusu olduğu hususunda ısrar etmektedir. Bu durumda Mahkemece davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu göz ardı edilerek dava şartı yokluğu nedeniyle redde dair hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılacak iş davacının bilirkişi incelemesine sunduğu defterlerdeki vergi no'su ile dava konusu çekteki vergi no'sunun karşılaştırılarak ve gerekirse muhatap banka ile yazışma yapılarak dava ve takip konusu çek karnesinin hangi tüzel kişi yetkilisine teslim edildiğinin tespiti ile varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy