MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı senedin 12.11.2011 tarihinde icra takibine konulup, müvekkilinin maaşından 10 yıldır kesinti yapıldığını, asıl alacağın 8.000,00 TL olduğu icra dosyasında müvekkilinin maaşından 22.000,00 TL üzerinde, senet keşidecisinin maaşından 24.000,00 TL'nin üzerinde kesinti yapılmasına rağmen Mayıs 2011 tarihinde icra dosyasında yaptırılan bakiye hesapta halen 36.340,38 TL borç çıkarılıp, bu miktar üzerinden de müvekkiline maaş haczi uygulanmaya devam edildiğini, senet gerçekte 2001 tarihli iken tahrifatla 1999 tarihli yapıldığını, senette mevcut olan damga pulu ile düzenleme tarihinin aynı olmadığını, ödememe protestosu çekilmeden müvekkilinden kefil sıfatıyla %03 komisyon talep edildiğini, ayrıca faize faiz yürütülerek takipte bulunulduğunu, faiz oranı gösterilmeden takipte faiz istendiğinden yasal faiz uygulanması gerekirken icra dairesinin serbest faiz uygulamasının hukuka aykırı olduğunu, haksız ve kötüniyetli yapılan takip yüzünden müvekkilinin kişilik hakları, özellikle mesleki ve ticari itibarının zedelendiğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, ödenen paraların istirdadına, davalının tazminata mahkum edilmesine ve 1.000,00 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece kesinleşen borcun icra takibi ile tahsili sırasındaki icra müdürlüğünün uygulamaları için mahkemenin görevli olmayıp, icra hukuk mahkemesinde şikayet yolu ile dile getirilmesi gerektiği, davacının anılan yola başvurduğu ve icra Hukuk Mahkemesince karar verildiği, davacının anılan karara karşı yasa yollarını kullanması gerektiği, davacının mal beyanı dilekçesindeki borç kabul beyanı ile bağlı olduğu, bu nedenle de kesinleşen takip talebi ve ödeme emrindeki alacak için artık menfi tespit davası açamayacağı gözetilerek ödeme gününün geriye doğru atıldığı, haksız komisyon talep edildiği gibi istemlerinin bu gerekçe ile reddedildiği, davacının takip talebi ve ödeme emrindeki tutarlar kadar borçlu olduğu kabul edildiğinden kötüniyet tazminatı, maddi ve manevi tazminat istemlerinin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy