MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit - icra takibinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan araç kredi sözleşmesini müvekkilinin kefil olarak imzaladığını, söz konusu kredi borcunun asıl borçlusu tarafından ödenerek kapatıldığını ve müvekillinin kefaletinin de sona erdiğini, adı geçen kişinin daha sonra imzalamış olduğu kredi sözleşmelerinden dolayı müvekkiline karşı başlatılan icra takibine itiraz edilemediğinden takibin kesinleştiğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takbinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, , İcra İflas Yasası 277. vd. maddeleri gereğince borçlunun tasarrufun iptali davası açma hakkı olmaması ve yine yasanın aradığı diğer şartlarında gerçekleşmemiş olması nedeniyle öncelikle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini istemiş, davanın esası yönünden ise müvekkili banka ile kredili müşterisi ... arasında 11.03.2005 tarihinde imzalanan 350.000,00 TL bedelli genel kredi taahhütnamesini davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, müvekkili banka tarafından taraflarca imzalanan genel kredi taahhütnamesine istinaden ...'a verilen çek karnesinden adı geçenin keşide ettiği çeklerin karşılıksız çıkması nedeni ile sorumluluk bedellerinin müvekkili banka tarafından ödendiğini, ödenen çek bedelleri ihtarname ile borçludan talep edildiği halde ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefilleri hakkında icra takibi yapıldığını, yapılan takibe davacının itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, davacının kefil olarak imzaladığı genel kredi taahhütnamesinin 17. maddesi gereği takip konusu borçtan sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin Yargıtayca onanarak kesinleşen 14/10/2009 tarih 2009/444 esas, 2009/885 karar sayılı kararına göre davalı bankanın 3167 sayılı Kanunun 10. Maddesi kapsamında ödemiş olduğu çek sorumluluk bedellerini ancak bu çekleri kullanan hesap sahibinden rücuen isteyebilmesi hukuken mümkün olup, kefillerden isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının iki adet icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.