MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı - karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 23.09.1999 tarihli bayilik sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca davalının her yıl en az 500 ton beyaz ürün ve 4 ton madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davalının tonaj taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşmenin 9/b maddesi uyarınca müvekkili lehine cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Rekabet Kurumu’nun uzman heyetince verilen 15.11.2006 ile 31.03.2010 günlü kararlarında açıklandığı üzere satış taahhüdünün, sözleşme süresinin uzatılması veya sözleşmenin tekrarlanması amacıyla alınmış olmakla yasaya aykırı olduğunu, tonaj taahhüdünün yatırım planının güvencesi olup müvekkiline yapılan yatırım bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının talebinin MK’nun 2. maddesine aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, karşı davasında ise; davacının 05.10.2010 günlü ihtarında müvekkiline ödeme için (8) gün süre vermesine rağmen ihtarın tebliğini dahi beklemeden 06.10.2010 günü müvekkili tarafından verilen teminat mektubunu nakde çevirdiğini belirterek bu tutarın tahsili ile 56.175 TL LPG kâr payından şimdilik 100 TL’si ile satış kaybından şimdilik 100 TL’nin davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki bayilik ve intifa sözleşmesinin 23.09.1999 tarihli olup bu anlaşmaların 18.09.2005 tarihinden önce akdedildiği için Rekabet Kurulu’nun 2002/2 sayılı tebliği ile tanınan grup muafiyetinden 18.09.2010’a kadar yararlanabileceği, bu tarih itibariyle söz konusu intifa hakkının ve bayilik sözleşmesinin konusuz, geçersiz hale geldiği, fiilen sona erdiği ve dolayısıyla söz konusu sözleşmelerin tek taraflı olarak süresinden önce feshedilmemiş olduğu, sözleşmelerin geçersiz hale gelmesinde davalı yana yükletilecek bir kusurun bulunmadığı, sözleşmenin başından itibaren her yıl davalının alım taahhüdünü yerine getirememiş iken aradan uzun zaman geçip sözleşme sona erdikten sonra davacı tarafından bu yöne ilişkin talepte bulunulmasının çelişkili davranış yada uyandırılan güvene aykırı davranış olarak nitelendirilmesi gerektiği, davacının sözleşmesel yaptırım uygulamadan ve hiçbir hakkını saklı tutmadan sözleşmeden yarar sağlamaya devam eden davacının sözleşmeden sonra talepte bulunmasının MK’nun 2. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle asıl davanın, karşı davadaki taleplerin ise kabule şayan olmadığı gerekçeleriyle karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 09.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy