MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine çeke dayalı olarak takip başlattığını, müvekkilinin ihtirazi kayıtla 19.360 TL olan toplam borç tutarını 08.07.2009 tarihinde ödediğini, takibe konu çekin aslında 05.05.2008 tarihli olarak müvekkilince düzenlenerek dava dışı ... Ltd. Şti'ne verildiğini, adı geçen şirketin de bu çeki ... Bankası Samsun Şubesine ibrazla takasa verildiğini, müvekkili ile dava dışı lehdar ... Ltd. Şti. arasında çek bedelinin ödenmesini gerektiren sebep ortadan kalktığından lehdarı tarafından çekin bankadan iadesinin istendiğini, çekin adı geçen şirketçe bankadan geri alındığı halde müvekkiline iade edilmediğini, çekin davalı banka tarafından keşide tarihi 05.02.2009 olarak tahrif edilmiş bir şekilde bankaya ibraz edilerek müvekkili aleyhine takibe konulduğunu keşide tarihindeki düzeltmenin müvekkiline ait olmadığını belirterek icra dosyasına yatırılan 19.360 TL'nin ödeme gününden itibaren davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nde çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla açtığı dava sonunda davacı aleyhine olan takibin iptaline karar verildiğini, buna göre davacının ödediği parayı İİK'nun 361. maddesi uyarınca zaten geri alabileceğini, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, icra hukuk mahkemesi kararının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili bankanın iyiniyetli hamil olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, takip ve dava konusu çekteki keşide tarihinin 05.05.2008 iken 05.02.2009 yapıldığı, yapılan bu tahrifatın davacının eli ürünü olduğunun saptanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 19.360 TL tutarında davacının borçlu olmadığının tespiti ile bu tutarın 08.07.2009'dan itibaren davalıdan istirdatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı taraf iş bu istirdat davasını 30.12.2009 tarihinde açmış olup, bu dava açılmadan önce 18.05.2009 tarihinde İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nde takibin iptalini talep etmiştir. Nitekim, İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesince 06.05.2010 tarihinde çekin keşide tarihindeki tahrifat nedeniyle davacının takibe itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle takibin davacı yönünden iptaline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 23.12.2010 gününde onanmış ve taraflarca karar düzeltme yoluna başvurulmadığından 11.02.2011 tarihinde kesinleştiği kesinleşme şerhinden anlaşılmıştır.
İİK'nun 361. maddesi; “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır” şeklindedir. Bu durumda davacının iptal edilen takip nedeniyle kendisinden tahsil edilen tutarları İİK'nun 361. maddesi uyarınca talep etmesi gerekirken eldeki istirdat davasını açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca icra mahkemesindeki dava bekletici mesele yapılarak ve sonucuna göre davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği halde yazılı şekilde istirdada karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.