MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili, davalının müvekkilleri aleyhine bonoya dayalı takip başlattığını, müvekkillerinin davalıya bono vermediğini, müvekkillerinin bir alacak-borç ilişkisi nedeniyle davalının kardeşi ...’e 18.000 TL bedelli bono tanzim ederek verdiklerini, ancak borçlarını ödeyince adı geçenin bonoyu teslim ettiğini, müvekkillerinin de yırtarak attıklarını, ancak yapılan takiple ... tarafından müvekkillerine iade edilen bononun sahte olduğunu anladıklarını, müvekkillerinin imzası bulunan bononun ise ... tarafından kardeşi olan davalıya verildiğini, bono bedelinin ise 18.000 TL olmasına rağmen yapılan tahrifatla 118.000 TL’ye çıkarıldığını belirterek müvekkillerinin takip nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ... ile ortağı olan ...’ın yaşadıkları ekonomik sıkıntılar nedeniyle ... ve eşine ait dükkanı müvekkilinin kardeşi ...’e sattıklarını, ancak aldıkları paranın yetersiz kalması üzerine ...’den borç para istediklerini, adı geçenin kendisinde para olmadığını söyleyerek kardeşi olan davalıya durumu ilettiğini, davalının da ... ve davacı ...’a verilmek üzere 18.000 TL verdiğini, davalının altınlarını da paraya çevirerek vereceğini söylediğini, 18.000 TL karşılığında 30.07.2010 keşide, 30.09.2010 vade tarihli 18.000 TL bedelli bononun imzalanarak müvekkiline ulaştırıldığını, aynı gün içinde ve daha sonraki yapılan ödemelerle verilen paranın 118.000 TL’ye ulaştığını, davalı ve kardeşinin sonraki ödemeler nedeniyle yeni bir senet istediğini, ancak davacı ...’ın eşinin gelemeyeceğini, ancak verilen senette düzeltme yapabileceklerini beyan ederek ...’ü hataya düşürdüğünü, ...’ün de senette 118.000 TL olarak düzeltme yaptığını, senede dayalı olarak sehven ilamsız takip yaptıklarını, davacıların takibe itiraz etmediklerini, 05.10.2010 tarihli protokol uyarınca müvekkilinin uzunca bir süre beklemede kaldığını, 2011 yılı 3. ayı itibariyle müvekkilinin 31.000 TL alacaklı olduğunu, 06.04.2011 tarihli haciz sırasında davacı ...’ın borcu kısa sürede ödeyeceğini beyan ettiğini, alacağın tamamı ispatlanamasa bile davacıların tahrifattan önceki tutarla sorumlu olduklarını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı ve kardeşi ... aleyhinde resmi belgeyi tahrif ederek kullanmak suçundan açılan davada iş bu davaya konu senet bedelinin 118.000 TL’ye çıkarıldığının sanıklarca itiraf edildiği ve bu konudaki inceleme raporunun da aynı doğrultuda olduğu yargılama sonunda sanıklar hakkında ceza hükmü kurularak hükmün açıklanmasının geriye bırakıldığı ve dosyanın bu haliyle kesinleştiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacı tarafın takip dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının %40 oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy