MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, taraflar arasında 16.02.2011 tarihli Bayilik Bölgesi Direkt Satış Noktası Sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğindeki özel hükümler sözleşmesinin imzalandığını, davalı tarafa ürünlerin etkin bir şekilde satışını sağlamak amacıyla yapacağı her türlü pazarlama faaliyetine katkıda bulunmak üzere 10.000 TL ödendiğini, davalının sözleşme devam ederken sözleşmede belirtilen işyerini terk ederek sözleşmeye aykırı davrandığını ve bu nedenle müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin herhangi bir nedenle süresinden önce sona ermesi halinde ödenen katkı payının iadesi gerektiğini iddia ederek 10.000 TL’nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece sözleşme şartlarının tamamının davacı şirketin menfaatlerini korumaya yönelik tek taraflı dikte edilen hükümlerden oluştuğu, sözleşmede davalıya tanınan ödemeler için 14 günlük vade hakkı ile davacı şirket tarafından davalıya bir defaya mahsus verilen 10.000 TL pazarlama faaliyetine katkı parası dışındaki tüm hükümlerin davacıyı korumaya yönelik olduğunu, sözleşmenin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Kanununun 1,4 ve 6. maddelerine aykırı olup, sözleşmenin batıl olduğu, davalıya verilen 10.000 TL’nin davalının yapacağı her türlü pazarlama faaliyetine yapacağı katkı nedeniyle verildiği belirtilmesine rağmen sözleşmede “pazarlama faaliyetine katkının” ne olduğunun tanımlanmadığını, bu kavramın son derece geniş bir çerçevedeki faaliyetleri kapsayabileceği, davalı taraf işletmesini işlettiği süre içerisinde davacı şirketin ürünlerini satarak, reklam afiş vb. materyallerini işletmesinde bulundurarak davacı şirketin pazarlama faaliyetine gereken katkıyı sağladığı, davalının edimini yerine getirmediğinin söylenemeyeceği, bu nedenle talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukukumuzda sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Herkes kanuna, ahlaka aykırı olmamak koşuluyla sözleşme akdedebilme özgürlüğüne sahiptir.
Dava konusu bayilik sözleşmesinin sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde tarafların serbest iradeleri ile düzenlendiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece iddia, savunma çerçevesinde deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy