MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, takip konusu senetlerin 1999-2000 yıllarında davalıdan alınacak mallara karşılık verildiğini, ancak malların ayıplı çıkması sebebiyle senet bedellerinin ödenmediğini, buna rağmen davalının aradan 11 yıl gibi bir süre geçtikten sonra senetlerin eksik unsurlarını (tanzim ve vade tarihleri) tarih kaşesi ile tamamlayarak takibe geçtiğini, müvekkilinin 2002-2003 yıllarında iş yerini terk ettiğini, senetlerde yazılı adreslerin gerçeği yansıtmadığını ve senetlerin kambiyo senedi vasfını taşımadığını belirterek takip konusu senetler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; takip konusu senetlerin mücerret bir borç ikrarı içerdiğini, bonolardaki vade ve ödeme yerinin esaslı şartlardan olmadığını, bu nedenle senetlerin kambiyo senedi vasfında olmadığı yönündeki itirazın yerinde olmadığını, TTK'nın 592. maddesine göre tamamen doldurulmadan bono düzenlenebileceğini, davacının senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; senetlerde tanzim ve vade tarihi ile yetkili mahkeme yerinin kaşe basılmak suretiyle, diğer kısımların ise el yazısı ile doldurulduğu, senetlerde ödeyecek kişi sütununda bulunan telefonlardan 286 85 70 numaralı telefonun 2002 tarihinde kapatılmış olduğu, oysa bu senedin tanzim tarihinin 25/11/2008 tarihine takaddüm ettiği, sayılan hususların senetlerin kambiyo vasfını kaybettirmediği bilinmekle birlikte bunların senet hakkında tereddütleri ortaya koyduğu, ayrıca her iki tarafın da kabulüne göre 2001 yıllarına takaddüm eden bir alacak borç ilişkisinden kaynaklanan senetlerin yenilendiği iddia edilse dahi söz konusu alacağın 2008 yılında düzenlendiği bildirilen senetle istenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, son olarak davalı tarafın tacir olmasına rağmen defter sunmaktan kaçındığı ve HMK'nın 222/5. maddesine göre davacının davasını kanıtlamış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takip konusu bonolardan iki tanesinde malen kaydı bulunup birinde ise herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Davacı bonoların verilmesine neden olan malların ayıplı olması nedeniyle iade edildiği ve bonoların bedelsiz kaldığı yolundaki iddiasını ispatla mükellef olmakla birlikte bonoların tanzim ve vade tarihleri boş bir şekilde davalıya verildiği ve sonradan davalı tarafından bu tarihlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını da yazılı olarak kanıtlaması gerekir. Mahkemece davacının bu iddialarını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı gözetilmeksizin somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy