MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen satıcılık sözleşmesi gereğince davalı ...'ün müvekkilinden satın aldığı malları yine müvekkilinden kiraladığı araçla kendi nam ve hesabına satarak dağıtımını yaptığını, davalı satın aldığı mal bedeli nedeniyle 86.901,79 TL borçlu iken borcunu ödemeden müvekkili ile ticari ilişkisini kestiğini, davalı ...'ün ise davalı ...'ün müvekkil şirkete karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 30.000,00 TL'lik kefaletname verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında kefalete dayalı ilamlı icra takibi yapıldığını, ancak şikayet üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine başlatılan ilamsız icra takibinin de davalıların haksız itirazları ile durduğunu, davalı ...'nin halihazırda 74.332,79 TL borcunun bulunduğunu belirterek itirazların iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...; davalı ...'ün davacıya borcu bulunmadığından kendisinin de herhangi bir sorumluluğu olmadığını, noter senetlerindeki alacaklı şirket kayıtlarının yegane delil teşkil edeceğine ilişkin hükmün hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; davacıya icra takibinde talep edilen kadar borcunun olmadığını, hatta davacıdan alacağı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve özellikle hüküm kurmaya elverişli bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre; davacı envanter defterinin kapanış tasdikinin olmaması sebebiyle takdiri delil olabileceği, bu kayıtlara göre davacının davalıdan 86.901,79 TL alacaklı olduğu, davalı ...'ün defterlerinin de kesin delil vasfının bulunmadığı, davalı defterlerinde tutarsızlıklar ve eksiklikler olduğu, takibin 30.000,00 TL üzerinden yapılmış olması nedeniyle davalı ...'ün 30.000 TL borçtan sorumlu olduğu, bunun yanında alacağın likit olmadığı, ayrıca kefaletnamelerin 2003 ve 2004 tarihli olduğu, davacı ile davalı ... arasında imzalanan 2005 tarihli sözleşmenin 16.maddesinde,bu sözleşme ile aynı konuda aynı taraflar arasında daha önce imzalanmış her türlü sözleşmenin ve ek sözleşmelerin yerine kaim olarak imzası tarihinden önce aynı taraflar arasında imzalanmış aynı konudaki tüm sözleşme ve ek sözleşmelerin geçersiz kılındığının hüküm altına alındığı, dava konusu alacağın son sözleşme imzalandıktan sonraki dönemi kapsadığı, dolayısıyla davalı ...'ün kefaletinin sona erdiği gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın kabulüne, adı geçen davalının aleyhindeki icra takibine yönelik itirazının iptaliyle takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı şirket Bakırköy 11.İcra Müdürlüğü'nün 2009/21634 sayılı takip dosyasında borcun sebebi olarak 26.12.2003 tarihli ve 14.12.2004 tarihli müteselsil kefalet senetlerine dayanmıştır. Takip dayanağı kefaletnamelerde davalı ...'ün alacaklı şirket ile borçlu ... arasında akdedilen satış sözleşmesi ile diğer her türlü sözleşmelerden dolayı ...'ün doğmuş ve doğacak borçlarından dolayı müteselsil kefil olduğu belirtilmiştir. Doğmuş bir borca kefalet mümkün olduğu gibi doğacak borç için de kefalet sözleşmesi düzenlenmesi mümkündür. Kefaletnamede süre öngörülmediğine göre davacı şirketle borçlu arasında daha sonra imzalanan sözleşmelerden kaynaklanan borç da kefaletname kapsamındadır. Mahkemenin kefilin kefalet sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle kefil hakkındaki davayı reddetmesi isabetsizdir.
2-Davalı ...'ün temyizine gelince; itirazın iptali davalarında ispat yükü davacı alacaklıdadır. Davacı alacaklının takip konusu yaptığı miktar kadar alacaklı olduğunu alacağın miktarına göre usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğuna göre davacı, davalı ...'e mal satıp teslim ettiğini kanıtlamalıdır. Davacı alacaklının ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığından sözleşmedeki davacının ticari defterlerinin kesin delil olacağına ilişkin kaydın somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda davacıdan mal teslimine ilişkin delilleri sorulup gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak toplanan tüm deliller değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy