MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali, borç yükümlülüğünün kaldırılması ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, asıl davada; müvekkilinin uluslararası satıcılardan “Take or Pay (al ya da öde) sistemi ile satın aldığı doğal gazı yurt içindeki alıcılara da aynı yükümlülükle (asgari alım taahhüdü) ile sattığını, davalı ile imzalanan 30.10.2000 tarihli doğal gaz satış sözleşmesinin özel şartlarının 4. maddesinde bir yıllık dönem için davalının çekebileceği gaz tutarının tanımlandığını, davalının ikinci döneme ait talebini bildirmediği için anılan madde hükmü gereğince davalının ikinci yıla ait (01/06/2001 – 31/05/2002) gaz çekim miktarının aynı miktarda olduğunun kabul edildiğini, ancak davalının sözleşmenin 9. maddesine göre belirlenen asgari alım taahhüdünün yıllık çekim tutarının % 50'si kadar gaz alımı yaptığını, davalının asgari alım taahhüdünün altında kalan tutarın sözleşmenin 5.1 maddesi kapsamında belirlenen fiyat tarifesine göre hesaplanan 645.345,27 TL tutarındaki faturanın ve aynı sözleşmenin 6.1. maddesine göre hesaplanan gecikme cezalı faturanın davalı tarafça iade edildiğini ileri sürerek müvekkilinin söz konusu sözleşmeden doğan alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini; birleşen davada ise; davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili asıl davada; müvekkilinin ...’ndaki fabrikasının doğal gaz ihtiyacının 01.10.1994 tarihinden 31.01.2006 tarihine kadar aralıksız olarak davacı ile yapılan ikişer yıllık sözleşmelerle karşılandığını, 17.08.1999 tarihli depremde müvekkilinin üretim tesisinin bulunduğu ...’nın büyük zarar gördüğünü, bu durumda sözleşmenin 19. maddesi uyarınca depremin mücbir sebep olarak kabulü ile sözleşmenin asgari alım taahhüdünün bu dönem için uygulamasının kaldırılması talebinin reddedildiğini, bu dönemde doğal gaz arzının iki ay kesildiğini defalarca gaz arzında dengesizlikler ve azalma yaşandığını, kısa süreli 100’e yakın kesinti olduğunu, davacının aynı dönemde en az 9 defa uzun süreli ve tek yanlı gaz kesme girişimlerini teknik bir takım arızalar olarak kabul etmek suretiyle bunları tereddütsüz olarak mücbir sebep olarak kabul ettiğini, bu durumda davacının depremin oluşturduğu mücbir sebep döneminde tüketilmeyen gazın bedelini talep etmekte haksız olduğunu, davacının 6183 sayılı Yasa’nın 51. maddesine göre gecikme cezası talep edemeyeceğini, faize ilişkin KDV isteminin yerinde olmadığını, davacının göndermiş olduğu faturaların da bu sebeplerle iade edildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise; sözleşmenin 19. ve BK'nun 117 maddesine dayalı olarak depremin mücbir sebep sayılarak asgari alıma ilişkin yükümlülüğünün kaldırılmasını ve davalı ...'ın depremden 7 yıl sonra doğal gazı tek taraflı ve haksız kesmesi nedeniyle 600.000,00 TL tazminatın 31.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; asıl davada asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği tespit edilen davalıdan dönem içindeki gaz fiyatlarının aritmetik ortalaması olan 20.405,51 TL üzerinden yapılan hesapla bulunan 645.345,28 TL asıl alacağı talep edebileceği, sözleşmenin 6.1 maddesine göre davacının 6183 sayılı yasanın 51. maddesine göre hesaplanan gecikme cezası ile bu tutarın KDV’sini talep etmesinin sözleşme ve Vergi Usul Yasasına uygun bulunduğu gözetilerek bilirkişi kurulunca hesaplanan tutar ile HMK 26. madde gözetilerek taleple bağlı kalınmak suretiyle 1.474.606.43 işlemiş faiz ( işlemiş faizin KDV’si dahil) üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş, davacı ... davasını ıslah etmiş ise de davaya itirazın iptali olarak devam edeceğini beyan ettiği gözetilerek asıl dava itirazın iptali davası olarak değerlendirilip takip talebinde talep edilen miktar üzerinden sonuca varılarak itirazın iptali davasının niteliği gereği takip konusu olmayan alacak kalemi için karar verilemeyeceğinden ıslah ile artırılan kısmın reddine karar verilmiş, birleşen davada ise; asıl davada ...'ın asgari alım taahhüdü gereğince düzenlediği fatura yerinde görülmekle, gerek gaz arz dengesini gözeterek kesinti yapması gerekse ödenmeyen borç nedeniyle gazı kesmesi sözleşmenin 16.3 maddesine uygun bulunduğundan davalının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu dava İİK'nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan bir davadır. Davacı vekili, takip talebinde ve dava dilekçesinde toplam alacak olarak talep ettiği 2.119,606,43 TL. üzerinden davayı açarak bu miktar üzerinden dava harcını yatırmış, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda takip talebinde eksik hesaplanan gecikme faizi miktarı yönünden raporda esas alınan oranlar üzerinden hesaplama yaparak oluşan 54.084,24 TL. fark alacağını ise alacak davası olarak 08.07.2011 tarihli dilekçesi ile ıslah ederek ıslah harcını yatırmıştır. Bu durumda ıslah edilen miktar yönünden ayrı açılmış bir alacak davası gibi düşünülerek deliller değerlendirilip varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde usulden reddi isabetsiz olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy