MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin 21/03/2007-01/05/2007 tarihli Bölge Bayilik Sözleşmesi ve bu sözleşmenin eki olan 16/05/2007 tarihli satış protokolü ile davalı ... Fabrikaları A.Ş nin tescilli su markası olan ... markası adı altında üretilen doğal kaynak suyunun depolanması ve pazarlanması amacıyla Ankara Bölge Bayiliğini aldığını, ancak sözleşmenin imzalanmasından sonra davalının sözleşmelere aykırı olarak Ankara bölgesinde ticari faaliyet gösteren parekende firmalarına doğrudan satış yaptığını, ayrıca Satış Protokolüne göre müvekkilinin uygun fiyattan su satın alacağını, satın alınan su miktarı arttıkça buna ters orantılı şekilde fiyatların düşeceği ve iskonto yapılacağının kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının akde aykırı şekilde müvekkilinin son dönemde satın aldığı bölümlerde fiyatlarının arttırıldığını, Ankara da suların kesik olduğu ve suya en çok ihtiyaç duyulan 2007 yılının yaz aylarında istenildiği kadar su verilmediğini, verilen sularında protokolde öngörülen rakamın çok üzerinde olduğunu, bunun üzerine Kayseri 2. Asliye hukuk mahkemesinin 2007/57 sayılı dosyasında açılan tespit davasında alınan bilirkişi raporu ile davalının müvekkilinin dışındaki parekende firmalarına su sattığı ve davacı müvekkilinin protokolde öngörülen satış tutarlarını yakaladığının tespit edildiğini, ayrıca davalı ile yapılan sözleşmelere uygun davranabilmek için çeşitli reklam, tanıtım, buzdolabı ve araç temini için masraflar yaptıklarını, davalının su göndermemesi nedeniyle bu masrafların boşa çıktığını, müvekkilinin aldığı bayiliğe karşılık olarak davalıya banka teminat mektubu verdiğini, davalının sözleşmeye aykırı hareketlerin devam etmesi üzerine Ankara 16. Noterliğinin 29/01/2008 tarih ve 03192 numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin uğradığı menfi ve müspet zararının karşılığı olarak 300.000 TL. Maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bayilik sözleşmesi ile Ankara Bölgesine doğrudan satış yapma hakkını saklı tutarak davacıya bayilik verdiğini, buna rağmen davacının başka firmalara su satışını mesnet göstererek sözleşmeyi feshetmesinin kötü niyetli bir davranış olduğunu, davacının 2007 yılının Eylül ve Ekim aylarında sözleşmelerde belirtilen kotaları tutturamadığını ve üzerine düşen diğer yükümlülükleri yerine getirmediğini ileri sürerek haksız davanın reddini istemiştir
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; taraflar arasında yapılan 21/03/2007 ve 01/05/2007 tarihli " Bölge Bayilik Sözleşmesi " uyarınca davacının sözleşmenin 4/b hükmüne göre coğrafi sınırları Ankara olarak belirlenen bölgede " kendisine inhisari olmamak kaydıyla " bayilik verildiği, davalının sözleşmeyi imzalarken verilen bölge bayiliğinin inhisari " tekel " Niteliğinde olmadığını bildiği, bu durumda davalı marka sahibinin aynı bölgede satış yapmış olmanın sözleşmeye aykırılık teşkil etmediği, davacının sözleşmeyi Ankara 16. Noterliğinin 29/01/2008 tarih ve 3192 yevmiye nolu ihtarnamesi ile tek taraflı feshine gerekçe olarak yaz aylarında sipariş etmesine rağmen, davalı tarafından su gönderilmemesini gösterdiği, su siparişi ve gönderilmeme iddialarının birkaç faks metnine dayandırıldığı, bu metinler davalı tarafından kabul edilmediği gibi, doğrulayıcı ek belgeler de sunulmadığı, su siparişleri konusunda 6762 sayılı TTK nun 20/3 maddesi uyarınca ( 6102 sayılı TTK nun 18/3 ) tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi fesih ya da ondan rücu ile yapılacak her türlü ihbar veya ihtarın muteber olması için noter marifeti ile, iadeli taahhütlü bir mektupla veya telgrafla ( ve eklenen yeni ibare" güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) yapılacağının düzenlendiği halde davacının siparişlerini yukarıda yazılı yöntemlerle iletmediğinden davalıyı temerrüde düşürdüğünü, dolayısıyla fesihte haklı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 22.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy