MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu Ambalaj Plastik Sanayii ve Ticaret isimli şahıs şirketina ait işletmenin dava dışı ... Ofset Ltd. Ş devredildiğini, bu sözleşme gereğince aynı zamanda işletmenin mevcut borçlarının bir kısmının dava dışı şirket tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalı şirketten satın almış olduğu ofset makineleri karşılığında 3.600 TL bedelli 15 adet sıralı bono verdiğini, işletmenin devirden önceki vadeli bonoların müvekkili tarafından ödendiğini, devirden sonraki borçlardan müvekkilinin sorumlu olmayacağından davalıların bilgisinin olduğunu, davalıların dava dışı şirketten dava konusu bonolar yerine yeni bonolar aldığını, dolayısıyla müvekkiline ait bonoların bedelsiz kaldığını, davalı şirket tarafından ödenmiş ve bedelsiz kalan bir kısım bonolardan dolayı müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini ve halen davalıların elinde borçlusu müvekkili olan 08.06.2009 keşide tarihli her biri 3.600,00 -.TL bedelli toplam 32.400 -.TL lik 9 adet bononun bulunduğunu ileri sürerek dava konusu 9 adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, bonoların iptali ile icra dosyasından yapılan tahsilat miktarı olan 5.100 -.TL nin istirdadına ve %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında ticari alım satım ilişkisi olup cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, dava konusu bonoların cari hesap borcuna, sipariş edilen hammaddelere ve fiilen teslimatı yapılan makinelerin bedellerine karşılık verildiğini, sözleşmenin müvekkili şirket için bağlayıcılığının olmadığını, yanlar arasında imzalanan hesap mutabakatı gereğince bonolara yönelik ödemelerin cari hesap borcundan düşüleceğini, cari hesap borcunun kapatılmaması durumunda bu bonoların işleme konulacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin halen davacıdan alacağının bulunduğunu belirterek davanın reddine ve %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 448. maddesi uyarınca bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanması gerektiği, 28.06.2012 tarihli oturumda davacı vekiline 6100 Sayılı HMK'nın 324/1 maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesinin 4.maddesi uyarınca gider avansını mahkeme veznesine depo etmesi için iki haftalık kesin süre verildiği, ancak davacı yanca iki haftalık kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 Sayılı HMK'nın 114/g, 115/2 ve 324/1 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 27.12.2010 tarihinde açılmış olup 28.06.2012 tarihli duruşmada davacı tarafa HMK’nın 324/1.maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi’nin 4.maddesi uyarınca belirlenecek gider avansını mahkeme veznesine depo etmesi için iki haftalık kesin süre verilmiştir. Mahkemece davacının kesin süreye rağmen gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 120. maddesine göre davacı yargılama harçları ile Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Adalet Bakanlığınca yayınlanan gider avansı tarifesinin 4. maddesine göre tebligat gideri ile diğer iş ve işlemler için yatırılması gereken 50-TL dava açılırken yatırılması gereken gider avansıdır. Somut olayda dava, 6100 Sayılı HMK yürürlüğe girmeden önce açıldığından anılan yasanın 448. md. hükmü karşısında dava açılırken yatırılması gereken 50 TL gider avansının bu davada istenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, tarifenin 4. maddesinde yeralan keşif, bilirkişi ve tanıkla ilgili avanslar HMK'nun 324.maddesine göre delil avansı olup, yargılamanın bulunduğu aşamaya göre ödenmesinin istenmesi zorunlu değildir. Bunun yanısıra mahkemece ödenecek avans miktarı ve bunların nitelikleri ara kararında açıkça ve ayrıntılı olarak belirtilmemiştir. Kapsamı ve sınırları yeteri kadar belli edilmeyen böyle bir ara kararının sonuç doğurmayacağı gözetilmeden mahkemece davanın gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle usulden reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy