MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının icra takibine konu ettiği senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını müvekkilinin eski nişanlısı ... ile davalının işbirliği yaparak senedi tanzim ettiklerini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılama sırasında ıslah talebinde bulunarak müvekkilinin imzalayıp taksitle alışveriş yaptığı mağazaya verdiği senedin nişanlısı ... tarafından mağazadan hile ile alındığını lehdar hanesine davalının adı yazılarak haksız olarak 23.000 USD asıl alacak üzerinden icra takibine konu edildiğini belirtmiştir.
Davalı vekili davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece davalı ve dava dışı ... aleyhine bedelsiz kalmış senedi tahsile koymak suçundan açılan kamu davasının neticesi beklenmiş, İzmir 16. Asliye Ceza Mahkemesi 01.07.2008 tarihinde müdahil ...’in iddialarını sabit görerek, her iki sanığın bedelsiz kalan senedi kullanmak suçundan cezalandırılmalarına karar vermiş, hükmü sanık vekilleri temyiz etmiş Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesi 12.07.2010 tarihinde “…uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının” doğru olmadığı belirtilerek bozma kararı verilmiş, mahkeme bozma kararına uymuş ve 20.01.2011 tarihinde kamu davasının zamanaşımını nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermiş, hüküm Yüksek 15. Ceza Dairesince 09.04.2012 tarihinde “ortadan kaldırılmasına” kısmı çıkartılarak “kamu davasının düşmesine” şeklinde düzeltilerek onanmış ve karar kesinleşmiştir. Dava konusu bono incelendiğinde borçlu kısmında elle yazılan isim ve adres yazıları ile bunun dışındaki yazıların farklı elle yazıldığı ceza dosyasındaki deliller ve tanık beyanlarına göre dava konusu bononun borçlu kısmının yazılıp imzalı olarak taksitle alınan giysi bedelinin teminatı olarak verilen ve bedel kısmı ile diğer kısımları boş olan bono olduğu ve taksidin ödenmesinden sonra davacının eski nişanlısı olan ... tarafından alındığı ve doldurularak davalı tarafından icra takibine konu yapıldığı, bononun ihdas hanesinin boş olduğu, davalı tarafın da bononun ne sebeple alındığını açıklayamadığı gibi alacaklı olduklarını gösterir hiçbir delil de ibraz edemediği gerekçeleri ile davanın kabulüne davacının 14.02.2002 vade tarihli 23.000 USD bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu için %40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı ıslah dilekçesi ile dava konusu senetteki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş ancak bu senedin eski nişanlısı ... tarafından davacının alışveriş için senedi verdiği mağazadan alınıp boş olan lehdar hanesine davalının isminin yazıldığını ve davalı tarafından takibe konulduğunu iddia etmiştir. İddianın bu niteliği gözetildiğinde ispat külfeti davacıda olup, davacı lehtar hanesi boş olan senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu yolundaki iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır.
Her ne kadar davalı ve dava dışı ... hakkında bedelsiz kalmış senedi tahsile koymak suçundan kamu davası açılmış ise de zamanaşımı nedeniyle ceza davasının düşürülmesine karar verildiği ilgili ceza dosyasının tetkikinden anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından 818 sayılı BK’nun 53. maddesi çerçevesinde hukuk hakimini bağlayıcı maddi vakıayı saptayan bir ceza mahkemesi kararından söz edilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy