MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili davalının temsilcisi bulunduğu dava dışı şirketin ...’a olan Genel Kredi Sözleşmelerinden doğan borçlarına davacı ve dava dışı ...’nın müşterek borçlu müteselsel kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine banka tarafından kefil sıfatı ile müvekkiline başvurulduğunu, müvekkili ile diğer kefil ...’nın borçları 1/2oranında eşit paylaşıp ödediğini, rücu hakkı kapsamında müvekkilinin yaptığı ödemenin 1/3 miktarına ilişkin alacak için 3. kefil davalı aleyhine icra takibi yaptığını ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, borcun muhatabı ve borçlusunun ... Holding A.Ş. ve ... Proje ve İnş. A.Ş. hissedarı olduğunu davacı tarafından yapılan ödemenin müvekkilinden talep edilmesindeki mantığı ve gerekçeyi anlamanın mümkün olmadığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre dava dışı ... Proje ve İnş.A.Ş.’nin hesabına davacı tarafından 28.11.2008 tarihinde 95.000 TL havale yapıldığı, müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla ödeme yapan davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalıdan icra takip tarihi itibariyle toplam 29.863,63 TL. talep edebileceği, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık kefilin kefile rücu ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Davacı, kefil olarak ödediği borcun diğer kefil davalı hissesine düşen kısmın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Kefaletin fer’iliği niteliği itibarıyla kefilin sorumluluğu için öncelikle asıl borçlunun, muaccel olmuş ve sorumlu olduğu bir borcun bulunması gerekmektedir. Dosyadaki 27.12.2010 tarihli banka cevabi yazısında, asıl borçlu dava dışı firmanın iki adet kredi taahhütnamesi ile güncel kredi riski bulunmadığı bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kefilin sorumluluğunu gerektirecek bir borç bulunup bulunmadığı ve davacının ödemeyi neye istinaden yaptığı hususları araştırılıp, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulup, tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy