MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davalı ...'e ait taşınmazın 110.000,00 TL bedelle satışı konusunda tarafların anlaştığını, yapılan anlaşma neticesinde müvekkilinin taşınmaz bedelinin 50.000,00 TL'lik kısmını peşin olarak davalıya verdiğini, geriye kalan 60.000,00 TL için 13/06/2008 tarihli senet tanzim edildiğini, müvekkilinin geriye kalan 60.000,00 TL borcunu davalıya ödediğini ve taşınmazın tapu devrinin gerçekleştirildiğini, davalı ...'in müvekkilini oyalayarak senedi vermediği gibi vade kısmını anlaşmaya aykırı olarak doldurarak senedi ...'a ciro ettiğini ve bu senet nedeniyle müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek bedeli tamamen ödenmiş olan 13/06/2008 tanzim tarihli 60.000,00 TL bedelli senet nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olunmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, ayrıca davalılar aleyhine %40 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; senedin müvekkiline ciro yoluyla geçtiğini, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi durumunda olduğunu, müvekkilinin borçlu ile senet lehdarı ... arasındaki ilişkiyi bilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; kendisine ait taşınmazı 110.000,00 bedel ile davacıya sattığını, davacının yeterli parasının olmaması nedeniyle 50.000,00 TL'yi ilk aşamada kendisine ödediğini, geri kalan 60.000,00 TL'nin ise davacıya ait bahçenin satılmasına müteakip verileceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle 01/07/2008 vade tarihli senedi düzenlediklerini, taşınmazı 23/06/2008 tarihli noter gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacıya teslim etmesine rağmen davalının kalan borcunu ödemediğini, bunun üzerine senedi diğer davalıya ciro ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller, dinlenen tanıklar ve dosya kapsamına göre; davalı ...'in kendisine ait taşınmazı 110.000,00 TL bedelle davacıya sattığı, davacının taşınmaz bedelinin 50.000,00 TL'lik kısmını peşin olarak davalıya verdiği, geriye kalan 60.000,00 TL için 13/06/2008 tarihli senedin tanzim edildiği, davacının daha sonra 60.000,00 TL borcunu davalıya ödediğini, ancak davalı ...'in 60.000,00 TL borca karşılık davacıdan almış olduğu senedi karşılığı ödenmesine rağmen diğer davalı ...'a ciro ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, söz konusu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, ayrıca davalılardan ...'in davacının borcunun kalmadığını bildiği halde dava konusu senedi diğer davalı ...'a ciro ederek kötü niyetli hareket ettiği kabul edilerek %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, diğer davalı ...'ın ise kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden bu davalı yönünden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle dava konusu senedin davacı ile davalılardan ... arasındaki taşınmaz alım satımı nedeniyle verildiğinin tarafların kabulünde olmasına ve daha sonra yapılan resmi satış sırasında satış bedelinin tamamen ve nakden alındığının resmi senette açıkça bildirilmiş olması nedeniyle davacının bu senetten dolayı davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İİK'nın 72/5 maddesinde; “borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.” hükmü yer almakta olup, somut olayda davalı ... tarafından girişilmiş bir takip bulunmadığına göre bu davalının %40 tazminatla sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
3- Davalılardan ... dava konusu bonoya ciro yoluyla hamil olmuştur. Keşideciyle lehtar arasındaki şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi, hamilin bu senedi keşidecinin borçlu olmadığını bile bile yani kötü niyetle iktisap ettiğinin kanıtlanması koşuluna bağlıdır (6762 sayılı TTK. m. 599). Mahkemece davalı ...'ün senedi iktisabında kötü niyetli olup olmadığı tartışılmadan ve bu yön üzerinde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'in diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına, (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... yararına hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 27.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.