MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... Paz. Turizm Nak. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, asıl davada, taraf şirketler arasında imzalanan işleticilik sözleşmesine göre davalının yalnızca müvekkiline ait ürünleri satmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin ihlali halinde müvekkilinin sözleşmeyi fesih ve buna istinaden de cezai şart olarak 100.000-USD isteme hakkının bulunduğunu, ayrıca imzalanan taahhütname ile taahhüt edilen yıllık satış miktarının gerçekleştirilmemesi halinde eksik kalan kısım için davalının kar mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, ancak davalının başka bir akaryakıt dağıtım şirketinin bayiliğini üstlendiğini, mahkemece yapılan tespitte anılan işyerinde Opet logosu ile birlikte Opet logolu pompaların monte edilmemiş vaziyette beklediğinin belirlendiğini, davalıya ihlalini düzeltmesini ve sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesi için ihtarlar gönderilmesine rağmen ihlale son verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla cezai şarttan şimdilik 10.000.-USD'nin, kar kaybından şimdilik 10.000 USD'nin ve davalıya ariyet malzemesi olarak verilen malzemelerin iadesi, iadenin mümkün olmadığı durumda ise bedeli olarak şimdilik 5.000.-USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, müvekkili şirket ile malik olan davalılar arasında intifa hakkı tesis edilmesi için protokol imzalandığını, protokolün ihlali halinde davacının protokolü feshi ile birlikte 200.000 USD cezai şart talep etme hakkının olduğunu, protokol konusu gayrimenkul üzerinde başkaca bir akaryakıt dağıtım firması lehine intifa hakkı tesis edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla cezai şart alacağından şimdilik 20.000 USD'nin yabancı paraya uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada, sözleşmenin intifa hakkının varlığına bağlı olarak imzalandığını, ancak davacının intifa hakkının bulunmaması nedeniyle sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, geçersiz sözleşmeden dolayı cezai şart ve kar mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini, davalının sözleşme gereği davacının ürünlerini bir süre sattığını, lakin davacının intifa hakkını alma edimini yerine getirmemesi üzerine davalı şirketin başka bir dağıtım şirketinden bayilik almak zorunda kaldığını, kar mahrumiyetinin fesih halinde talep edilemeyeceğini, müvekkilinin eski sözleşme ile teslim aldığı demirbaşları iade etmeye hazır olduğuna dair davacıya ihtarname gönderdiğini, ihtara rağmen dava açılmasının haksız olduğunu, talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davada davalılar vekili ise, protokolün resmi şekilde yapılmadığından gerçersiz olduğunu, intifa tesis işlemlerinin davacının kusuru nedeniyle yerine getirilmediğini, davalıların başka bir şirketle anlaşmak zorunda kaldıklarını, taraflar arasındaki protokolün uygulanma imkanının hukuken ve fiilen ortadan kalktığını, cezai şartın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; asıl davada davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan sözleşmenin devamı için intifa hakkı tesisinin şart koşulmaması nedeniyle sözleşmenin geçerli olduğu, davacının intifa hakkı sahibi olmadan sözleşmeyi imzalamış olması, taraf şirketlerin bir müddet sözleşmeyi uygulamaları ve sözleşmenin davacının intifa hakkı sahipliği dışında bir sebeple davacı tarafından sona erdirilmesi karşısında, davalı şirketin sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin M.K.'nun m.2 ye aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu işleticilik sözleşmesine göre davacı şirketin asıl dosyada cezai şart talep edebileceği, sözleşme içeriğine ve bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirketten esasen 100.000 USD cezai şart talep edebileceği, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince 10.000 USD'lik talebin değerlendirildiği, talep edilen cezai şart tutarının fahiş olmadığı, sözleşmenin başlangıç tarihinden 1 yıl sonra davalının satın aldığı akaryakıt miktarı belirlenebileceğinden davacının henüz dolmayan bir yıl nedeniyle ölçüm yaparak talepte bulunmasının mümkün görülmediği, bu yüzden davacı şirketin kar mahrumiyeti talep edemeyeceği, ariyetlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği ve henüz iade edilmediği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 10.000 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince kamu bankalarının bir yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme veya tahsil anındaki TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından davalı şirkete ariyet olarak verilen ve bilirkişi raporunda da listesi bulunan demirbaşların davalıdan aynen alınarak davacıya iade ve teslimine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde infaz sırasında icra müdürlüğünce İİK'nun 24. Maddesi gereğince işlem yapılmasına, bu yönden terditli taleplerden ikincisi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin davasının reddine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, birleşen dava yönünden ise, istenilen cezai şartın tapuda resmi şekilde yapılmayan ve adi yazılı şekilde düzenlenen protokolde yer aldığı, şekle aykırılık nedeniyle protokolün ve cezai şartın hükümsüz olduğu gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2-Taraflar arasındaki 01/06/2006 tarihli işleticilik hakkı sözleşmesinin 18.maddesinde "İşletici, bu anlaşmanın herhangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal ettiği takdirde BP'nin iş bu anlaşmayı feshe hakkı bulunduğunu ve böyle bir ahvalde cezai şart olarak ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak 100.000 USD karşılığı TL'nı BP'ye ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. BP'nin diğer zarar, ziyan ve tazminat hakları ayrıca saklı tutulmuştur." hükmü bulunmaktadır. Davacı bu hüküm uyarınca cezai şart yanında ayrıca kar kaybını da talep edebilir. Kar kaybı ile ilgili tahhütnanemede " fiilen akaryakıt satış faaliyetine geçtiğimiz tarih başlangıç alınmak üzere ve münhasıran BP'den veya BP'nin öngöreceği ikmal nokta ve kaynaklarından mübaaya etmek kaydıyla birinci yıl ve sonraki yıllarda asgari 2.500 m3/yıl beyaz mal (kurşunsuz benzin,süper benzin, motorin) satmayı kabul ve taahhüt ederiz. İşbu taahhütname ile satmayı kabul ve taahhüt ettiğimiz yıllık satış miktarını gerçekleştiremememiz halinde BP Petrolleri AŞ'ye eksik kalan yıllık satış miktarları üzerinden akaryakıt için 80 USD/m3 tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi, anılan bedeli ödeyemediğimiz takdirde veya BP Petrolleri AŞ'den mübayaa edeceğimiz akaryakıt ve madeni yağ bedellerini ödeyemediğimiz takdirde BP Petrolleri AŞ nezdinde banka teminat mektuplarımızdan söz konusu bedellerin tahsil edilmesine muvafakat ettiğimizi beyan kabul ve taahhüt ederiz" hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin yaklaşık 2 ay uygulanmış olması kar kaybının talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının talep edebileceği kar kaybı tespit edilip varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmelidir.
3-Davacı ariyet listesinde verdiği malların iadesini olmadığı takdirde bedelinin ödenmesini talep etmiş, mahkemece talep kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının ariyet olduğunu iddia ettiği malların iadesini talep edebilmesi için öncelikle bu malları davalıya teslim ettiğini ispatlaması gerekir. Listede belirtilen malların tamamını teslim edip etmediği konusunda gerektiğinde tespit dosyasındaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak tespit edilip toplanan deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 08.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy