MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ...'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme uyarınca davalının satın aldığı mal bedellerini teslim anında ödemesi gerekirken ödemeyerek temerrüde düştüğünü müvekkilinin mal bedeli ve faiz alacağı için davalıya ihtarname tebliğ ettiğini davalının mal bedelini ödemediği halde sözleşmenin 6 ve 20. maddelerinden kaynaklanan faiz borcunu ödemediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile gecikme faizini içeren iki ayrı faturadan dolayı şimdilik 8.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu dava ile birleştirilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/631 E. sayılı dava dosyasında ise, aynı faturalardan kaynaklanan bakiye 653.985,88 TL alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akaryakıt alım satımı yapıldığını, bu sektörde teamül olarak mal bedellerinin tarafların mutabık kalacakları sürede ödenmesi gerektiğini, davacının çektiği ihtarnamede verilen süre içinde müvekkilinin satın aldığı mal bedellerini ödediğini, böylece temerrüt halinin söz konusu olmadığını ödeme tarihi sözleşmede kesin olarak belli olmadığından vade farkı ya da faiz istenemeyeceğini,davacının düzenlediği vade farkı faturalarının noter kanalı ile davacıya iade edildiğini taraflar arasında yapılan bayilik sözleşmelerinin farklı tarihler için farklı hükümler içerdiğini faiz tahakkukunun hangi sözleşme dönemindeki hangi miktardaki borçlar için hesaplandığının dava dilekçesinden anlaşılamadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi kök ve ek raporlarına göre davacının davalıdan ticari defter kapsamı ile toplam 699.335,73 TL alacaklı olduğu, alacağın vade farklı açıklamalı faturalardan kaynaklandığı, vade farkına ilişkin bir teamülün oluştuğu, davacının dava konusu vade farkı faturalarını düzenlemekte haklı olduğu ancak asıl ve birleştirilen davadaki taleplerle bağlı kalınması gerektiği, asıl davada faiz istenmediği gerekçeleri ile asıl davanın kabulüne, 8000 TL'nin davalılardan alınıp davacıya verilmesine birleştirilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/631 E. sayılı davada davanın kabulü ile 653.985,88 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı yan asıl ve birleşen davalarda taraflar arasındaki sözleşmenin 6 ve 20. maddelerine göre mal bedelinin geç ödenmesi nedeniyle gerçekleşen faiz alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Ne var ki alacağın dayanağı olarak dosyaya sunulan faturalarda alacağın niteliği “vade farkı” olarak gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece davacı yana talep ettiği alacakların faiz alacağı mı yoksa vade farkı alacağı mı olduğu açıklattırılarak yapılacak açıklama doğrultusunda delilleri sorulup eksiksiz olarak toplanıp değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken dava dilekçeleri ile sözleşme hükümleri gözetilmeden ve talep de açıklattırılmadan vade farkı alacağına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy