MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalıya satış yapılan ürünlerin ve faturalarının teslim ve tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafın anlaşmaya aykırı olarak fatura tarihinde müvekkiline vermesi gereken 90 gün vadeli bonoyu vermediği gibi fatura bedelini de ödemediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, fatura tarihinden itibaren 90 gün içinde ödeme yapılması konusunda anlaşmaya varıldığının doğru olmadığını, taraflar arasındaki 24.05.2011 tarihli Satınalma Sözleşmesi’nin 2. maddesinde aynen “… Bu sözleşme ürünlerin idare tarafından kabul edilmesi durumunda geçerlidir…” ibaresinin bulunduğunu davaya konu alacağın ürünlerin işveren ... Grup tarafından kabul edilmesi halinde muaccel hale geleceğini, sözleşmenin 6. maddesinde de “… iş bitiminde ambalajı açılmamış ürünler satıcıya alış fiyatlarıyla iade edilecektir…” hükmünün bulunduğunu, başka bir ifade ile ne miktarda olduğu belirli hale gelmiş bir alacaktan bahsedilemeyeceğini alacağın muaccel hale gelmediğini belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, sözleşmenin “ödeme şekli” başlıklı 4. maddesinde “Fatura tarihinden itibaren 90 gün vadeli senet ile ödeme yapılacaktır. Faturada fatura tarihindeki TCMB döviz satış kuru baz alınacaktır.” hükmünün bulunduğu, davalının malları faturası ile birlikte teslim aldığını kabul ettiği tarihten itibaren 3 ayı (90 gün) aşkın bir süre geçtiği için alacağın muaccel hale geldiği davalı savunmasının yerinde olmadığı, alacağın likit olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK hükümlerine göre yazılı yargılama usulünde ilk derece yargılaması beş aşamadan oluşmaktadır. Bunlar, davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama ve hükümdür.
Davanın açılması üzerine dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır.
Ön incelemede öncelikle dava şartları (HMK md. 114-115) ve ilk itirazlar incelenir. (HMK md. 116-117). Dava şartları mevcutsa ve ilk itirazlar yerinde değilse iddia ve savunma içinden tarafların uyuşmazlık noktalarının neler olduğu belirlenir.
Taraflar ön inceleme duruşmasında sulhe teşvik edilir. Ön inceleme duruşmasından sonra mahkemece hak düşürücü süreler ve zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’iler incelenerek karara bağlanır. (HMK m. 142)
Mahkeme ön inceleme aşamasından sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir. (HMK m. 138-142). Ancak mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı def’inin dinlenebilir olması gerekir. Mahkemece bu nedenler dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse (HMK’nun 143 vd. maddeleri uyarınca tahkikat aşamasına geçilmeli ve özellikle HMK’nun 147. maddesi uyarınca taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilmelidir.
Somut olayda alacağın muaccel olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusu olup bu yönden uyuşmazlığın tahkikat aşamasında delillerin tartışılıp değerlendirilmesi sonucu çözümlenmesi gerektiği gözetildiğinde, mahkemece 6100 sayılı HMK hükümlerinde öngörülen yargılama kesitlerine (kanunda belirtilen sebepler dışında,) uyulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy