MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya sadece 1300 TL. cari hesap borcu bulunduğunu, takip miktarı 6871,39 TL. veya daha fazla borcu bulunmadığını, davalının 3615,19 TL'lik faturayı 24.04.2009 ve 25.04.2009 tarihlerinde iki kez muavin defterlerine işlediğini, ayrıca 2008 yılında icra dosyasına ödenen 2800,00 TL'nin de davalı defterlerine işlenmediğini ileri sürerek müvekkilinin icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, faturanın defterlere iki kez kaydedilmediğini ileri sürerek davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; icra takibine konu edilen 6.862,37 TL'nin içinde 2007 yılından devreden ve delil olarak bildirilen Büyükçekmece 2.İcra Müdürlüğü'nün 2008/801 esas sayılı dosyasında ödenen 2.496,00 TL'nin yer aldığı, bu miktarın davaya konu icra dosyasında talep edilen alacaktan mahsubunun gerektiği, ayrıca 2.593,17 TL tutarlı iade faturasına konu malların davacıya teslim edildiğinin de ispatlanamadığı, netice olarak icra takip tarihi itibariyle davacı aleyhine yürütülen takibin 5.089,47 TL asıl alacak ve 6.69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.096,16 TL'lik kısmının haksız olduğu ve davacı tarafın bu miktar açısından borçlu olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra takip dosyasında yapılan takip nedeniyle davacı borçlunun 5.089,47 TL asıl alacak ve 6,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.096,16 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibin kötü niyetle yapıldığı ispatlanamadığından davacı tarafın bu yöndeki tazminat talebinin reddine, davanın kısmen reddedilmesi ve alacağın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiğinden İ.İ.K'nun 72/4 maddesi gereğince reddedilen miktar 1.775,23 TL'nin %40'ı oranında tazminatın davacı borçludan alınarak davalı alacaklıya ödenmesine, karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nın 72. maddesi gereği kesinleşen ilamsız icra takibine konu cari hesap alacağı kadar borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde 3615,19 TL'lik faturanın iki kez davalı defterlerine işlendiğini, yine icra dosyasına 2008 yılından ödenen 2800 TL. ödemenin de davalı defterlerine işlenmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi kök raporunda; davacının iddia ettiği 3615,19 TL.lik faturanın iki kez davalı defterlerine kaydedilmediği tespit edilmiştir. Ne var ki, kök raporda ve alınan 2. ek raporda başka bir icra takip dosyasına davacı tarafça ödenen 2496,30 TL.lik alacağın mahsup edilip edilmediği yönünde çelişki yaratılmıştır. Zira, kök raporda davacının belirtmiş olduğu ve icra dosyasına ödenen meblağın 2007 yılına ait olduğu ve takipte talep edilen miktar yönünden mahsup kaydının 2008 yılında yapıldığının görüldüğü, tarafların sunmuş olduğu cari hesaplarında 2007 yılından devreden 2496,30 TL. olup borcun mahsup kaydının yapıldığı, bu miktar ödenmiş olduğundan hesap bakiyesinin kapatıldığı, belirtilmiş, alınan 2. ek raporda ise davaya konu icra takibinin talep konusu dönem dışında olan 2007 ve 2008 yılına ait davalı ticari defterlerinin incelenmesinden; Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün 2008/801 E. sy. takip dosyasında 2007 yılı bakiyesi olan 2496,30 TL.nin 2008 yılına devrinin yapıldığı, ancak ilgili icra dosyasında borç ödenerek infaz edilmişse de 2007 yılından devreden tutarın mahsubunun yapılmadığı, bu durumda 2009 bakiyesi olan 6862,37 TL.nin içinde 2007 yılından devreden 2496,30 TL.nin de mevcut olduğu, belirtilmiştir. Üstelik davalıya ait 2007 yılı defterlerinin incelendiğine ve bu defterlerin usulüne uygun tutulduğuna dair bir kayıt da mevut değildir. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş kök ve ek raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek davalı vekilinin 03.08.2012 tarihli 2. ek bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da karşılar şekilde konusunda uzman bir bilirkişiden yeni bir rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy