MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı, davalının kendisi aleyhine senede dayalı ilamsız takip başlattığını, davalıya borcu olmadığını, senette belirtilen alacağın zamanaşımına uğradığını, zira senetteki vadenin 01.09.2005 olup takibin ise 26.04.2011’de yapıldığını, davalıya gerçekte de borcu olmadığını, çünkü davalının yem alışverişi yaptığı kişilerden başlangıçta teminat senedi almakta olduğunu, kendisinden de böyle bir senet aldığının anlaşıldığını, davalı şirket yetkilisinin kızı aleyhine Kula Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal tescil istemli dava açması üzerine senedin takibe konulduğunu belirterek takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, maddi ve manevi zararları nedeniyle takip alacağının %45’i oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının takibe itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini, ödeme emrinin tebliğinin usulsüzlüğü iddiasıyla davacının Kula İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın da kısmen kabul edilerek ödeme emrinin tebliğ tarihinin davacının öğrenme tarihi olan 15.05.2011 olarak tespit edildiğini, ancak davacının bu tarihten itibaren de süresinde takibe itiraz etmediğini, alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasının da doğru olmadığını, davacının borcunu ödemediğini, ödeme iddiasının yazılı belge ile ispatı gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının zamanaşımı def’ini ilk olarak İcra Mahkemesinde ileri sürdüğü, dava konusu bononun vade tarihinin 01.09.2005 olup 01.09.2008 tarihinde zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğramış bono yazılı delil başlangıcı sayıldığından davacının borçlu olmadığını yazılı delille ispat etmek zorunda olmadığı, davalının defter ibraz etmediği, HMK’nun 222/5 maddesi uyarınca davacının iddialarını ispat etmiş sayılacağı, davalının vadeden itibaren (5) yıl gibi bir süre geçtikten sonra takibe geçmesinin kötü niyetli olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının bono ve takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20 oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava zamanaşımına uğramış olan bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Takip ve dava konusu bononun zamanaşımına uğradığı dosya içeriğiyle sabittir. Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bono alacaklı lehine yazılı delil başlangıcı teşkil eder. Davalı alacaklı alacağını, her türlü delille ispatlayabilir.
Ne var ki; somut olayda davacı borçlu, Kula İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/13 esas sayılı dosyasında bulunan 17.05.2011 tarihli dava dilekçesinde borcun ödendiğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davacı borçlu da olup bu davada takip ve dava konusu borcun ödendiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamakla yükümlüdür.
Mahkemece davacı yanın, münhasıran davalı yanın defterlerine dayanmadığı gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy