MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; dava dışı bankanın müvekkili hakkında müvekkilinin kefil olduğu miktarın üzerinde bir tutarla icra takibi başlattığını, müvekkilinin kefalet limitinin 10.000,00 TL olduğunu, takipten önce 1.472,20 TL'nin hesabından kesildiğini, ayrıca müvekkilinin temerrüt faiz oranı ile ilgili bir düzenlemeye de imza atmadığını, davalının banka alacağını temlik almasının davacının sorumluluk tutarını değiştirmeyeceğini belirterek müvekkilinin icra takip dosyasında 8.572,80 TL'lik kefalet limiti dışında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının kefalet limitinin 10.000,00 TL olduğunun doğru olduğunu, sözleşmede limitin sehven 100.000,00 TL olarak yazıldığını ve takibin de bu miktar baz alınarak yapıldığını, ancak bu limitin anapara yönünden belirlenen bir limit olduğunu, temerrüt halinde kefilin kendi temerrüdünden ve BSMV'den ayrıca sorumlu olduğunu, kefilin ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünü, davacının hesabından kesilen tutarın kefalet limitini düşürmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davacının icra takip tarihi itibariyle 10.000,00 TL'si asıl alacak olmak üzere toplam 13.053,82 TL, dava tarihi itibariyle ise toplam 39.577,76 TL borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Menfi tespit davası sonucunda davanın kısmi kabulüne karar verilmiş, davacının kötüniyet tazminatı talebi konusunda mahkeme olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiştir. İİK'nın 72.maddesi uyarınca davacının kötüniyet tazminatı talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.