MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat - tazminatdavasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkilinin murisine ait taşınmazlar üzerine murisin ortağı olduğu dava dışı şirketin davalı bankaya olan kredi borcu nedeniyle ipotek tesis edildiğini, davalı bankadan borcun ödenmesi talebiyle ihtarname gönderilmesi üzerine murisin vefat ettiği tarihte dava dışı şirketin bankalara ne kadar borçlu olduğunun, murisin bu borcun ne kadarından sorumlu olduğunun anlaşılabilmesi için mahkeme vasıtasıyla tespit yaptırıldığını, davalı bankanın şubesinde yapılan inceleme sırasında ortaya çıkan iki adet senede dayanılarak ihtiyati haciz kararı alındığını ve icra takibi başlatıldığını,müvekkilinin manevi baskı altında kaldığını, müvekkilinin murisi yönünden haksız olan bu takip sırasında 59.012,00 TL yatırılarak hacizlerin kaldırıldığını, daha sonra tespit raporuyla borcun murisin vefatından sonra ödeme ile kapandığının, bu tarihten sonra şirkete kullandırılan kredi ile murisin şahsi kefaletinin de bulunduğu kredi sözleşmeleri ve şahsi imzalarının bulunduğu senetlerin ilişkilendirilemeyeceğinin tespit edildiğini, davalı bankanın iki senede dayalı olarak dava dışı şirkete yeni kredi kullandırmasından önce murisin vefat ettiğini belirterek haksız icra takibi nedeniyle tahsil edilen 59.012,00 TL'nin istirdatına ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkil banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davacının murisinin sözleşmenin 3/1 maddesi ile borcun bakiyesi sıfıra dahi inmiş olsa açılan cari hesapların ve diğer türlerdeki kredilerin yeniden işletilmesine ve açılmış borçlu cari hesaplarla diğer türlerdeki kredileri kapatarak dilediği limitlerle ve dilediği nevilerden her türde yeni krediler açmak suretiyle kullandırmaya bankayı yetkili kıldığını, bu nedenle bakiyesi sıfıra inen hesap ile kullandırılan kredinin ve başka bir hesapla kullandırılan kredinin birbiri ile ilişkilendirilebileceğini, ayrıca yine sözleşmenin 32/1 maddesine göre müşteri tarafından bankaya verilen her türlü teminatın daha sonra bankanın müşterisinden herhangi bir alacağına da teminat teşkil edeceğini, sözleşmenin 41/6 maddesi uyarınca kefillerin sözleşme hükümlerinin tamamının kendileri için de geçerli olduğunu kabul ettiklerini, bir tarihte hesabın borç bakiyesi vermemesinin borcun sıfırlandığı anlamına gelmediğini, davacının asıl borçlu şirketin ortağı olması nedeniyle de sorumluluğunun devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve özellikle bilirkişi raporuna göre; davacının murisinin 25/07/2007 tarihinde vefat ettiği, takip konusu borcun ise murisin ölümünden sonra 25/09/2007 tanzim tarihli 100.000,00 TL limitli olarak düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesine dayanılarak kullandırılan kredilerden oluşan borç olduğu, davacı murisinin kredi sözleşmelerindeki sorumluluğunun kefalet hükümleri ile sınırlı olduğu, 10/10/2006 tanzim ve 09/01/2009 vade tarihli 25.000,00 TL miktarlı bono ile 15/03/2007 tanzim ve 09/01/2009 vade tarihli 25.000,00 TL miktarlı bonoyu davacının murisinin kefil sıfatıyla imzaladığı,bu bonoların tanzim tarihlerinde kullandırılan krediler için verildiği, bu kredilere ilişkin borçlar sıfıra indiğine ve davacı murisinin ölümünden sonra yeni bir sözleşme ile yeni bir kredi açıldığına göre bu bonoları yeni açılan kredinin teminatı olarak kabul etmenin mümkün olmadığı, bu itibarla davacının, murisinin kefaleti nedeniyle sorumlu olmadığı 59.012,00 TL 'yi, icra tehdidi altında 29/01/2009 tarihinde icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı, bunun yanında manevi tazminatın yasal şartlarının oluşmadığı ve davalı bankanın yapılan takipte kötüniyetli olduğu hususunda tam bir vicdani kanaatin oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,59.012,00 TL'nın davalıdan istirdatına, manevi tazminat talebinin ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy