MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında 18/11/1998 tarihinde protokol, 15/01/2003 tarihinde Akaryakıt İstasyonu İşletmesi Sözleşmesi ve devamında çeşitli tarihlerde LPG Bayilik Sözleşmesi, zeyilname, Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi Ek Protokolü imzalandığını, dava tarihi itibariyle Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi'nin yenilenmediğini ve süresinin dolduğunu,davalı ...'ın sözleşme ve protokolde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi gereğince davalı şirketin sözleşmede yer alan hususlardan herhangi birine uymaması halinde uyulmayan her husus için 50.000 USD cezai şart, 18/11/1998 tarihli protokolün 12.maddesine göre davalının imzalanacak olan işletme sözleşmesinin herhangi bir hükmünü kısmen veya tamamen ihlal ettiği takdirde 100.000 USD cezai şart, yine aynı tarihli protokolün 7.maddesine göre belirtilen miktarda asgari akaryakıt ve madeni yağ satamadığı takdirde hesaplanacak cezai şartı ödemeyi kabul ettiğini, davalı bayinin protokolle vermiş olduğu satış taahhütlerine aykırı davranarak eksik alım yaptığını, 10/12/2004-31/03/2010 tarihleri arasında eksik alım nedeniyle 18/11/1998 tarihli protokolün 7.maddesine 69.222 USD, 12.maddesine göre protokol ihlali nedeniyle 100.000 USD, 15/01/2003 tarihli Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi'nin ihlali nedeniyle 50.000 USD cezai şart alacağının bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla Akaryakıt İstasyonu İşletme Sözleşmesi'ne aykırılıktan kaynaklanan cezai şart borcunun şimdilik 5.000 USD'sinin, protokole aykırılıktan kaynaklanan cezai şart borcunun şimdilik 5.000 USD'sinin, protokoldeki tonaj taahhüdü ihlalinden kaynaklanan cezai şart borcunun şimdilik 1.000 USD'sinin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacının intifa hakkı nedeniyle davalıların her türlü sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, asıl sözleşmenin irade beyanı sakatlığı ile batıl olduğunu, 18/11/1998 tarihli protokol ile davalı şirketin gerçekleştirilmesi mümkün olmayan taahhütler altına sokulduğunu, satış miktarlarının taahhüdün altında kalmasında davalıların kusurunun bulunmadığını, bu taahhütler nedeniyle davacı şirketin 12 yıl boyunca bir talebinin olmadığını, davalının her zaman yaklaşık olarak aynı miktarda alım gerçekleştirdiğini, davacının zımnen yıllarca bu satış miktarını kabul ettiğini, sözleşmenin yürürlükte olmaması nedeniyle cezai şartın talep edilemeyeceğini, davalıların ekonomik olarak mahvına sebebiyet vereceğinden cezai şartın tenkisine karar verilmesi gerektiğini, gayrimuayyen borçlara ilişkin kefaletin geçersiz olduğunu belirtmiş, davalı şirketin diğer vekili cevap dilekçesinde, protokolün sonradan 15/01/2003 tarihinde imzalanan akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi ile hükümsüz hale geldiğini, bu nedenle protokele dayalı taleplerin reddinin gerektiğini, 15/01/2003 tarihli sözleşmede de satış taahhüdüne ve bu taahhüde uyulmaması halinde ödenecek cezai şarta ilişkin hüküm bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre;taraflar arasındaki ilişkinin 18/11/1998 tarihli protokol ile başladığı, 31/03/2010 tarihinde sözleşmenin yenilenmemesi sebebiyle sona erdiği, taraflar arasındaki ilişkide ve sözleşmelerde tonaj taahhüdünün 18/11/1998 tarihli protokolde düzenlendiği, bunun dışında 15/01/2003 tarihli akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi, zeyilname, LPG bayilik sözleşmesi ve ek protokolünde davalının tonaj taahhüdünü içeren açık bir hüküm bulunmadığı, taraflar arasında sonradan akdedilen sözleşmelerin 1998 tarihli protokolün devamı sayılması ve protokolün geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde dahi 1998-2010 yılları arasında davacının davalıya yönelik tonaj taahhüdüne aykırı davrandığı yönünde herhangi ihtarının bulunmadığı, böylelikle davacının davalının sattığı akaryakıt ve yağ miktarından memnun kaldığı, ilk protokoldeki tonaj taahhüdünü zımni olarak ortadan kaldırdığı, her nekadar davacı bilirkişi raporuna itirazında sözleşmenin devam edebileceği olasılığı ve davalının alımlarını yükselterek önceki dönemlere ait eksik alımlarını tamamlayabilecek olması ihtimali sebebiyle ihtar çekmediğini savunsa da bu şekildeki bir beklentinin azami sözleşmenin ilk bir kaç yılında söz konusu olabileceği, davacının davalının bulunduğu bölgede ne kadar satış yapabileceğini ve bu miktarı ne kadar yükseltebileceğini bilebilecek düzeyde olduğu, davalının ticari ilişki sırasında hiçbir dönemde tonaj taahhüdünü yerine getirmediği, davacının 12 yıl boyunca beklediği, sözleşme sona erdikten sonra 1998 tarihli protokoldeki taahhüt nedeniyle talepte bulunmanın MK 2 maddesinde belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, kaldı ki daha sonraki sözleşmelerde tonaj taahhüdünün düzenlenmemesinin davacının davalının yaptığı satışlardan memnun olduğuna karine olduğu, bu nedenle daha sonraki yapılan sözleşmelerin protokolün devamı kabul edilse dahi davacının davasının reddi gerektiği, daha sonraki sözleşmelerin protokolün devamı kabul edilmemesi halinde ise, 1998 tarihli protokolden sonra 15/01/2003 tarihli ve devamındaki sözleşme, zeyilname ve protokolde tonaj taahhüdünün bulunmadığı, bu nedenle davalının sözleşmeye aykırı davranışının olmadığından davacının tonaj taahhüdüne dayalı cezai şart talebinde bulunamayacağı, bu nedenle 2003 ve sonrasında yapılan sözleşmeler uyarınca davanın reddi gerektiği, bir an için 1998 tarihli protokol ile prokol tarihinden yeni sözleşmenin yapıldığı 15/01/2003 tarihine kadar cezai şart talep edilebileceği düşünülmüş ise de davacının incelemeye 2003 yılı sonrasına ait defterlerini ibraz ettiği, belirtilen dönemlerde davalının eksik alım miktarının nekadar olduğunun tespit edilemediği, ayrıca sözleşme sona erdikten yıllar sonra sona eren sözleşmeye dayalı olarak cezai şart talebinde bulunulmasının MK 2 maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 08.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy