MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili; davalı ... tarafından müvekkilleri aleyhine yapılan icra takibine konu 2.250 TL'lik senet bedelinin takipten önce diğer davalı ...'a ödenip, ödemeye ilişkin ibraname alınmasına rağmen bedelsiz kalan senede dayalı takip yapıldığını belirterek, müvekkillerinin davalılara borçlu olmadıklarının tespiti ile senedin iptaline ve %40 kötüniyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin senedi iyiniyetli olarak diğer davalıdan ciro yoluyla devraldığını belirterek, davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini talep etmiş, diğer davalı ... vekili; davacıların dosyaya ibraz ettikleri ibranamenin dava konusu senede ilişkin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davacı tarafça davacı ... ve davalı ... arasında imzalanmış ve herhangi bir senet bilgisi içermeyen genel içerikli ibraname ibraz edildiği, başkaca herhangi bir yazılı delil bildirilmediği, bu haliyle iddianın davacı tarafça ispatlanamaması karşısında davacı tarafa yemin teklifinin hatırlatıldığı, davacı vekilince yemin teklif etmeyeceklerinin bildirildiği, davacıların iddiasının yasal delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 26.01.2001 tarihli ibranamede ''ibranamenin düzenlendiği tarih itibarıyla alacaklı ...'ın borçlu ...'den senetli veya senetsiz hiçbir alacağının kalmadığı'' açıkça belirtilmiş ve ibraname altındaki imzalar taraflarca inkar edilmemiştir. Dava konusu senedin vade tarihi 25.08.1999 olduğuna göre, daha sonra düzenlenmiş olan ve içeriğinde ''senetli'' ibaresi bulunan ibranamenin dava konusu senedi de kapsadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece senedin lehtarı yönünden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle ibranameye itibar edilmeyip, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan, diğer davalı ... senede ciro yoluyla hamil olmuştur. Davacılar adı geçen ibraname tarihinde orada hazır bulunduğunu, yani senedi kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu iddia etmişlerdir. Kural olarak keşideci ile lehtar arasındaki şahsi defilerin hamile karşı ileri sürülmesi mümkün değilse de, somut olayda uygulanması gerekli 6762 sayılı TTK'nun 599. maddesine göre hamilin senedi kötüniyetli iktisap ettiğinin kanıtlanması halinde şahsi defilerin ona karşı da ileri sürülebileceği gözetilerek, mahkemece davacılara kötüniyet iddialarını kanıtlama olanağı tanınıp, tüm delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy