MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, icra takibine konu edilen genel kredi sözleşmesindeki imzayı müvekkilinin tam olarak hatırlayamadığını, müvekkilinin 32.000,00 TL’ye kefil olmadığını, müvekkilinin 2007 yılında 10.000 TL’ye kefil olduğunu bu borcun da asıl borçlu tarafından ödendiğini ileri sürerek müvekkilinin icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre, icra takibine konu edilen genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davacının eli ürünü olduğu anlaşıldığından davanın reddine, asıl alacağın %40’ı oranındaki inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) İİK’nun 72/4. maddesi gereğince, menfi tespit davasını kaybeden davacı borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için mahkemece verilmiş ve icra dosyasına işlenmiş bir ihtiyati tedbir kararının bulunması gerekir. Somut olayda böyle bir tedbir kararı bulunmadığına göre davacı aleyhine tazminata karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.