MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı lehdar ... Dış Tic... A.Ş'ye keşide ederek verdiği çekin lehdarın işyerinden çalındığını, çekin iptali için açılan dava sonunda çekin iptaline karar verildiğini, çekin iptalinden sonra davalının çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine takip başlattığını, bunun üzerine müvekkilinin mahkemece belirlenen tevdi mahalline çek bedelini yatırdığını, hacze gelinmesi üzerine müvekkilinin 4.320 TL ödediğini belirterek bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 09.05.2012 günlü bozma ilamıyla tevdi mahalli kararı kesinleşmeden yapılan davacı ödemesinin kötü ödeme niteliğinde olup mahkemece çekte belirlenerek yetkili hamilin davalı olduğunun tespiti halinde bu ödemenin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği ve Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesi uyarınca kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın almaları veya tahsilini üstlenmelerinin yasaklandığı, bu durumda davalı faktoring şirketinin çekte yetkili hamil olduğunu ispatlaması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası yapılan yargılamada, davalı faktoring şirketinin sunduğu belgelere göre çekte yetkili hamil olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin 09.05.2012 tarihli bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira somut olayda uygulanması gereken 10.10.2006 tarihli “Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik”'in 22/2. maddesine göre; “Faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura ve benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler.” Bu hüküm düzenleyici amir bir hüküm olarak kabul edilmektedir.
Öte yandan alacağın temliki hükümlerini de içinde barındıran koruma nitelikli atipik bir sözleşme türü olarak kabul edilen faktoring sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olması gereği hem anılan yönetmelikte hem de alacağın temlikini düzenleyen 818 sayılı BK'nun 163 (6098 sayılı TBK'nun 184) maddesinde düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında davalı faktoring şirketinin geçerli bir alacağı temlik almasından söz edilebilmesi herşeyden önce çeki kendisine ciro eden kişi ile arasında yazılı bir faktoring sözleşmesi bulunması, bu şartın gerçekleşmesi halinde ise çeki kendisine ciro eden kişi ile bir önceki ciranta arasında mal veya hizmet satışı bulunduğunun ve alacağın bundan doğmuş olduğunun fatura veya benzeri belgelerle belgelendirilmiş bulunması gerekmektedir.
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çek davalı faktoring şirketine ...'nin cirosuyla geçmiştir. Oysa ... ile davalı faktoring şirketi arasında herhangi bir faktoring sözleşmesi bulunmamaktadır. Faktoring sözleşmesi, davalı faktoring şirketi ile dava dışı G.G Tekstil... Ltd.Şti. arasında yapılmış olup çek, faktoring sözleşmesinin tarafı olan o şirketçe davalı faktoring şirketine temlik edilmemiştir. Bu durumda davalı faktoring şirketi anılan yönetmeliğin aradığı şartları yerine getirmemiş olduğundan dava konusu çeki takibe yetkili değildir. Nitekim bu hususlar emsal nitelikli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 esas 2010/557 Karar sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir.
O halde mahkemece belirtilen ilkeler çerçevesinde davanın kabulü gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.