MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında damacana suyu bayilik sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin feshedilmesi halinde davalının kar kaybının karşılanması için sözleşmenin 14. maddesi gereğince davalıya 50.000 TL bedelli senet verildiğini, sözleşmeyi fesheden davalının kar kaybı bulunmadığı halde, senedi icra takibine konu ettiğini ileri sürerek 23.03.2010 vade tarihli, 50.000 TL bedelli senetten dolayı borçlu olunmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin feshinden dolayı meydana gelen kar kaybının tahsili için sözleşme gereğince davacıdan alınan senedin icra takibine konulduğunu belirterek davanın reddine, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının davacıya damacana suyu teslim etmeyerek sözleşmeyi fiilen feshettiği, bu durumda davalının cezai şart isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu senedin taraflar arsındaki bayilik sözleşmesinin 2.14 maddesi uyarınca teminat olarak alındığı ve aynı sözleşme hükmünde her ne sebeple olursa olsun veya sözleşmeye aykırılık sebebiyle sözleşmenin feshine sebep vermesi durumunda davalı ... Ltd. Şti.'nin zararlarına karşılık senet bedelinin ödeneceği kararlaştırılmış bulunmaktadır.
Mahkemece, sözleşmenin davacı tarafından feshedilmediği gerekçe gösterilerek hüküm oluşturulmuş ise de anılan sözleşmede yer alan diğer seçenek olan bayinin sözleşmeye aykırılık sebebiyle feshe neden olması hususu üzerinde durulup tartışılmamıştır. Dosya içeriğinden davacı bayinin bir kısım borcunu ödemediği gerekçesi ile davalı tarafından 08.03.2010 tarihli bir ihtarname çekildiği ve ihtarname üzerine davacı bayiin borcun bu miktar olmayıp 2.914 TL borçlu bulunduğuna dair cevap verdiği bundan sonra davalının 12.03.2010 tarihinde davacı bayiye su vermeyi kestiği ve dava konusu senedi faturaya bağlayarak 18.03.2010 tarihinde ikinci kez ihtar gönderdiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmiş olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece davalının feshinin bayii olan davacının sözleşmeye aykırılığı hususuna dayanıp dayanmadığı, başka bir anlatımla sözleşmenin 2.14 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği husus üzerinde durulup yeterli araştırma ve inceleme yapılarak gerektiğinde konusunda uzman bir bilirkişi tarafından ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy