MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri Av.... ve Av.... ile davalı vek.Av....'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasındaki 16.04.2010 tarihli protokol uyarınca müvekkili adına tescili yapılan taşınmaz üzerindeki alışveriş merkezini 30.09.2010 tarihinde teslim etmesi gerekirken inşaatı tamamlamadığını, sözleşme gereği yoksun kalınan kira geliri için belirlenen aylık 125.000 USD cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki protokolde yer alan 30.09.2010 tarihinin maddi hataya dayandığını, yazım yanlışlığı nedeniyle alışveriş merkezinin teslim tarihinin 30.09.2010 şeklinde göründüğünü, davacının dıştan biten inşaat ile ilgili olarak iç proje hazırlamadığını, dükkanları kiraya verme veya satma niyetinin olmadığını açıkça belirttiğini, 15.05.2011’de teslime hazır hale gelen dükkanların davalı tarafından teslim alınmadığını, davacının yaptırmış olduğu tespitlere müvekkilinin katılımının olmadığını, icra takibine konan çeklerin ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca alışveriş merkezinin teslim tarihinin 30.09.2010 şeklinde belirlenmesine rağmen, bu tarihte teslim edilmediğinin mahkeme huzurunda yapılan tespitle belirlendiği, inşaattaki eksikliklerin tamamlanmadığı, dolayısıyla davalının aylık 125.000 USD karşılığı cezai şart ödemesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
TBK’nun 237 (BK 213) madde hükmü uyarınca “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” Anılan hüküm bir geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla düzenleme anında resmi şekilde yapılmamış olan bir sözleşme geçerli kabul edilemez. (Aynı yönde HGK 01.07.2008 tarih 3589-8256 kararı)
Davaya konu uyuşmazlığı teşkil eden 16.04.2010 tarihli satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçerli kabul edilemez. Öte yandan taşınmazların daha sonra tapuda resmi şekilde devirlerinin tamamlanmış olması da geçersiz olan 16.04.2010 tarihli satış sözleşmesine geçerlilik kazandırmaz.
Tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da alıcı tarafından tapu siciline 16.04.2010 tarihli adi yazılı şekilde yapılan sözleşmeye ilişkin bir şerh de konulmamıştır. Bu durumda adi yazılı şekilde yapılmış ve geçersiz olan 16.04.2010 tarihli taşınmaz satış sözleşmesine bağlı olarak kararlaştırılan cezai şarta ilişkin hükümler de geçersizdir. Mahkemece açıklanan bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990.00.TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.