MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ihtiyati hacze itirazın incelenmesi sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
İhtiyati haciz isteyen vekili, ticari satıştan kaynaklanan alacağının tahsilinin temini amacı ile sevk irsaliyeleri, faturalar ve kendi defter kayıtlarına dayanarak ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, mahkemenin görevli olmadığını, müvekkili şirketin yerleşim yerinin Mudanya olması nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, yapılan tahsilatların alacaklının ticari defterlerine kayıt edilmediğini, kesinleşmiş ve vadesi gelmiş bir borcun bulunmadığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, HMK’nun 316/1-c hükmü uyarınca Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin basit yargılama usulüne tabi işlerde genel görevli mahkeme olması nedeniyle görev itirazının yerinde olmadığı, ticari satıştan kaynaklanan para alacağından dolayı alacaklının kendi yerleşim yerinde talepte bulunabileceği ihtiyati haczin diğer koşullarına ilişkin itirazların da yerinde olmadığı gerekçeleri ile itirazın reddine karar verilmiş, kararı muteriz vekili temyiz etmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre, “Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları "ve çekişmesiz yargı işleri" ticari dava "ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi" sayılır. Aynı Kanun’un 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari "davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine" bakmakla görevlidir. Aynı maddenin 4’üncü fıkrasında da “Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.” denilmektedir.
Yukarıdaki kanun hükümleri uyarınca somut olayda tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması nedeniyle görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. İhtiyati hacizde hangi mahkemenin görevli olduğu İİK’nun 258’inci maddesinde açıkça belirtilmemiştir. Bu maddede sadece genel olarak mahkemeden söz edildiğine göre, görev konusunda HMK’nun göreve ilişkin hükümleri (m.1-4) uygulanacaktır. Sulh hukuk mahkemesinin görevi, HMK’nun 4’üncü maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddede sulh hukuk mahkemesine basit yargılama usulüne tabi dava ve işleri görme görevi verilmemiştir. HMK’nun 2’nci maddesinin 2’nci fıkrasında, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ticari davalarda ise özel kanun hükümleri uyarınca (TTK m.4,5) ticaret mahkemesi görevlidir.
Mahkemece, HMK’nun 316/1-c hükmüne göre ihtiyati hacizde basit yargılama usulünün uygulandığı ve HMK’nun 316/1-a hükmüne göre de sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulünün uygulandığı belirtilerek sulh hukuk mahkemesinin basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde genel görevli mahkeme olduğu şeklinde bir yoruma gidilmiştir. Ancak mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir (AY m.142 ;HMK m.1). HMK’nun 316/1-a hükmüne göre “sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler”de basit yargılama usulünün uygulanması, sulh hukuk mahkemesinin basit yargılama usulünü uygulayacağı anlamına gelir. Bu ifadeden, basit yargılama usulüne tabi tüm dava ve işlerin sulh hukuk mahkemesi tarafından görüleceği ya da sulh hukuk mahkemesinin basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde genel görevli mahkeme olduğu şeklinde bir anlam çıkarılamaz. Mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.