MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2725 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe konu senetlerin teslim edilecek mermer karşılığında davalıya güvence olarak verilen senetler olduğunu, davalının mermer göndermediği halde senetleri takibe koyduğunu, ayrıca 25/02/2010 tanzim tarihli 10/06/2010 vade tarihli ve 44.520,00 TL bedelli, 23/02/2010 tanzim tarihli 10/05/2010 vade tarihli ve 44.520,00 TL bedelli senetler ile 23/02/2010 tanzim tarihli 50.000,00 TL bedelli senedin malen kaydı ile davalıya teslim edildiğini, davalının bu senetlerin tesliminden sonra söz konusu senetlerin iadesi koşulu ile müvekkili tarafından 02/03/2010 tanzim tarihli 30/05/2010 vade tarihli ve 49.000,00 TL bedelli, 02/03/2010 tanzim tarihli 30/06/2010 vade tarihli ve 49.000,00 TL bedelli ve 02/03/2010 tanzim tarihli 50.000,00 TL bedelli vadesiz senetlerin verildiğini, davalı yanca müvekkiline iadesi kararlaştırılan bonoların da takibe konu edildiğini belirterek müvekkilinin Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2725 E. sayılı dosyasına konu bonolar nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, müvekkili lehine %40'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu bonolardan 10/06/2010 vade tarihli 44.520,00 TL bedelli ve 10/05/2010 vade tarihli 44.520,00 TL bedelli iki adet bononun sehven icra takibine konu edildiğini, bu bonolar yönünden icra takibinden feragat edildiğini ve bu iki bono yönünden davanın konusuz kaldığını, davacının müvekkilinden muhtelif tarihlerde mermer ve diğer doğal taşlardan satın aldığını, söz konusu malların davacı borçluya ya da gösterdiği yere nakledilerek teslim edildiğini bildirerek davanın reddi ile 40'ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre tacir olmayan davacının, davalı tarafın ticari kayıtlarına münhasıran delil olarak dayandığı, davalı defterlerinde davacı adına düzenlenmiş herhangi bir fatura kaydının yer almadığı ve davacı iddiasının kanıtlandığı ve dava konusu edilen tüm senetlerin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2725 E. sayılı dosyasına konu senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, bedelsiz kaldıkları halde icra takibine konu edilen 4 adet senedin toplam tutarından oluşan 187.040,00 TL asıl alacağın takdiren %40'ı oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yan Antalya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2725 E. sayılı dosyasında takip konusu yapılan 4 adet bononun teminat olarak verildiği iddiasıyla iş bu menfi tespit davasını açmıştır.
Davalı ise bonolardan 10/06/2010 vade tarihli 44.520,00 TL bedelli ve 10/05/2010 vade tarihli 44.520,00 TL bedelli bonolar hakkında sehven takip yapıldığını, durum farkedilince takipten feragat ettiklerini, diğer iki bono hakkında takibe devam ettiklerini, iki bono karşılığında davacıya mal verildiğini savunmuştur.
Yukarıda da açıklanadığı üzere dava, İİK'nun 72. maddesi gereğince yapılan takibe karşı açılan menfi tespit davasıdır. Davacı dava konusu bonoların teminat olarak verildiğini usulüne uygun delillerle kanıtlamak zorunda olup, ispat yükü davacıya aittir.
Ne var ki davalı yan takibe konu bonolardan ikisini sehven takibe koyduğunu belirterek takipten feragat etmiştir. Hal böyle olunca mahkemece bu iki bono yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de takibe devam edilen diğer iki bono hakkında ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının dava dilekçesinde münhasıran davalı yan defterlerine dayanmadığı, başka delillere de dayandığı gözetilmeksizin daha sonra mahkemece verilen kesin süreden sonra davalının defterlerine münhasıran delil olarak dayandığı beyanına itibar edilerek davacının münhasıran davalı defterlerine dayandığının kabulü mümkün değildir. Kaldı ki dava ve takip konusu olan bonolar malen kaydını içermektedir. Bu kayıt malın teslim edilip, alındığına karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin de davacı tarafından usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece açıklanan bu yönler gözetilerek 30/06/2010 vade tarihli 49.000,00 TL bedelli, 30/05/2010 vade tarihli 49.000,00 TL bedelli bonolar hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy