MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında düzenlenen 05.10.2011 tarihli sözleşme kapsamında 4 adet çekin keşide edilerek davalıya verildiğini, sözleşme konusu ürünün bir kısmının ayıplı olduğunu alım satım anlaşmasının bozulması nedeniyle ürünlerin davalının bahçesinde toplanmadan kaldığını ileri sürerek 12.11.2011 keşide tarihli 50.000,00 TL miktarlı 15.12.2011 keşide tarihli 50.000,00 TL miktarlı toplam 100.000,00 TL'lik çeklerin bedelsizlik nedeni ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm ürünleri görerek, kontrol ederek, satın aldığını, ayıp iddiasının yersiz olduğunu, ayrıca davacı ile müvekkili arasındaki alım - satım anlaşmasının narı kapsadığını, limonların satış konusu olmadığını savunarak davanın raddeni istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre, alıcının bahçede ağaçta ürünleri beğenerek satın aldıktan sonra özellikle 10 gün gibi süre geçtikten sonra malların ayıplı olduğunu iddia etmesinin hem ayıp ihbarının süresinde yapılmamış olması hem de ticari teamüle aykırı bulunduğundan ürünlerin bozulmasına ilişkin menfi tespit talebinin yerinde olmadığı,limon ürününde satışa dahil olduğu ancak davalının limonları davacıya teslim etmeyerek onun zararına yol açtığı, alışveriş tarihine göre hesaplanan limon bedeli kadar davacının zararı olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davaya konu edilen çeklerden dolayı davalıya 40.800,00 TL dışında borcunun olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin takibin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında arazi üzerinde mevcut ağaçlardan toptan satış yapıldığı çekişmesizdir. Ancak davacı taraf bu satış akdinin nar ve limon ürünlerini birlikte kapsadığını iddia etmiş olup ispat külfeti davacı taraftadır. Bu husus ancak yazılı sözleşme ile kanıtlanabilir. Sözleşmenin kapsamı konusunda tanık dinlenemez. Diğer yandan dava İİK. 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davası olup, davacının borçlu olmadığı miktarı belirlenerek menfi tespit hükmü kurulması gerekirken olumlu tespit kararı verilmeside kabul şekli ile doğru görülmemiştir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 29/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.