MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının icra takibine konu ettiği bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senet düzenleme ve ödeme tarihlerinde oynama yapıldığını, senet üzerindeki yazı ile imza bölümündeki yazıların aynı elden çıkmadığını ileri sürerek davacının takip konusu senet nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında ... 4. Noterliği'nin 18/06/2013 tarihli, 20917 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin tanzim edildiğini, bu sözleşmeye göre davacının adına kayıtlı hissesini müvekkiline devretmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme nedeni ile müvekkilinin davacıya ödediği bedel karşılığında davalıya takibe konu senedin düzenlenerek verildiğini, satışı vadedilen hissenin devredilmediğini ve taşınmaz karşılığında ödenen senede konu bedelin de müvekkiline geri ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından takip dayanağı 18/06/2013 düzenleme tarihli, 22/12/2013 vade tarihli bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı ileri sürüldüğü, Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın kuvvetle muhtemelen davacının eli ürünü olduğu, bu yöndeki iddianın subuta ermediği, bonoda iki ayrı ödeme tarihi mevcut ve bu nedenle takip konusu senet bono vasfında sayılmasa da bunun takip hukuku ile ilgili bir itiraz hali olduğu, bu halin maddi anlamda borçlu sayılmayı ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmektedir. Adli Tıp Kurumunca verilen raporda bonodaki imzanın davacıya ait olduğuna dair kuvvetle muhtemel ifadesine yer verilmiş olup bu şekilde rapor kesin görüşü içermediğinden kabulü mümkün değildir. Ayrıca imza incelemesine konu belge asıllarının dava konusu bononun keşide tarihinden önceki döneme ait belgeler bulunmadığından eksik inceleme sonucu düzenlenen rapor hükme esas alınamaz. Mahkemece bononun düzenlenme tarihinden önce davacı tarafından samimi olarak atılmış olan belge asıllarını getirterek yeniden yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda toplanacak tüm deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy