MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı ... arasında 1998 yılında imzalanan bireysel bankacılık sözleşmesini davacının kefil olarak imzaladığını, sözleşmede yer alan kefaletin geçerli bir kefalet olmadığını ileri sürerek, ... 30. İcra Müdürlüğü’nün 2012/745 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıdan tahsil edilen tutarların istirdatı ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usule ilişkin olarak zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasa ilişkin olarak ise sözleşmenin imzalanması sırasında kefilin kefil olduğu miktarın tespit edilebilecek durumda olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, dava dışı... ile davalı banka arasında imzalanan sözleşmenin 11.06.1998 tarihli olduğu, davacının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ( Türk Borçlar Kanunun 146. maddesi) gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra icra takibi başlatıldığından davacının takip konusu borçtan sorumlu olmadığı,BK'nun 484. (TBK'nun 583. maddesi) maddesi gereğince sözleşmede kefilin sorumlu olduğu tutar belirli olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı bankaya söz konusu takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacıdan tahsil edilen tutarlar dava tarihinden sonra davacıya iade edildiğinden, istirdat talebi yönünden davanın konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece zamanaşımı ve kefalet sözleşmesinin geçersizliğine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hem usul hem de esastan dolayı gerekçe gösterilerek karar verilemez. Mahkemece öncelikle zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı yönünde inceleme yapılarak zamanaşımı defi yerinde ise davanın zamanaşımından dolayı reddine karar verilmesi, şayet zamanaşımı defi yerinde değilse, zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek işin esasına geçilip esas yönünden karar verilmesi gerekir. Mahkemece tüm bu hususlara riayet edilmeksizin hem esastan hem de usulden davanın reddine karar verilmesi uygun görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.