19. HUKUK DAİRESİ
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili,davalı bankanın davacıya gönderdiği ihtarname ile ... isimli kişinin kullandığı krediye davacının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu ve kredinin ödenmediğini bu sebeple toplam 34.219,93 TL borcu olduğundan bahisle faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiğini ancak davacının bu miktarda bir kefalet senedi imzalamadığını, kendisine bankada çalışan sözleşmeyi düzenleyen köylüsü ... isimli banka görevlisi tarafından sadece 5.000,00 TL için kefil olduğunun söylendiğini, güvene dayalı olarak boş sözleşmeyi okumadan imzalandığını ve daha sonra davacının haberi olmadan sözleşmeye 50.000,00 TL yazılarak batak olan şahsa bile bile kredi kullandırılarak davacının borçlandırıldığını ileri sürerek davacının hata, hile, aldatma ve gabin gibi irade sakatlığı sonucunu doğuran eylemler sonucunda aldatılarak imzaladığı kredi kefalet sözleşmesinin iptali ile davalı bankaya kefil sıfatıyla herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinin usule uygun olmadığını,kredi müşterisi dava dışı ... ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin krediyi kullanan müşterinin kullandığı azami kredi limitini belirleyen ve bu kredilerin gelen şartlarını düzenleyen içeriğe sahip olduğunu, davacının bu sözleşme ile 50.000,00 TL limite kadar kredi müşterisine müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kendi rızasıyla kefil olduğunu, sözleşme genel kredi sözleşmesi adı altında düzenlense de kefalet sözleşmesi niteliğinde olup TBK'daki kefalet sözleşmesi unsurlarını taşıdığını, genel kredi sözleşmesinin belirsiz süreli çerçeve sözleşmesi niteliğinde olması nedeniyle kredi müşterisinin sözleşmede belirtilen azami limite kadar kullandırılacak kredilere kefil olduğunu,kefalet limitinin sözleşmede yazı ve rakamla ayrı ayrı yazdığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar hile veya aldatma ile kefil olunmak istenen miktardan önemli ölçüde fazla miktarda kefalet sözleşmesi imzalandığı iddia edilmiş ise de, davacının imza inkar etmediği kredi sözleşmesinde kefil olarak 50.000,00 TL bedelin yazılı olduğu yeri imzaladığı, sözleşmenin miktarının da 50.000,00 TL olduğu, sözleşme yapılırken edimden daha az miktarda yükümlülük altına girme kastı olduğu iddia edilmiş ise de; irade beyanları açıklandıktan sonra imzalanan sözleşmede 50.000,00 TL yazılı olması, davacı tanığının kağıtlara bakmadan imzaladıklarını beyan etmesi de dikkate alındığında, kişinin imzaladığı belgenin doğru olmadığını iddia etmesinin mümkün olmayacağı, aksinin kabulünün ticaret ve iş hayatının çıkmaza sokacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, fazla yatırılan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy