MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm her ne kadar taraf vekillerince temyiz edilmiş ise de, davacı vekilince verilen duruşmalı temyiz dilekçesi dosya içine alınmadan, davalı vekilince hüküm duruşmalı olarak temyiz edildiğinden ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiş, belli günde davalı vekili Av. ... gelmiş olduğundan duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra yapılan inceleme ile hükmün davalı vekilinin temyizi ile bozulmasına karar verilmiştir. Bu kez Dairemiz bozma ilamına karşı süresi içinde karar düzeltme yoluna başvuran davacı vekilinin dilekçesinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmediği anlaşılmış, her iki tarafın temyiz itirazlarının birlikte incelenmesi için Dairemizin 27.02.2018 gün, 2016/14075 E.-2018/995 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 07.04.2016 gün, 2015/14504 E.-2016/6042 K. sayılı bozma kararının kaldırılmasına, davacı vekili tarafından Harçlar Kanunu'na göre yatırılması gereken maktu temyiz harcı ve temyiz yoluna başvurna harcının tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiş, Dairemizin geri çevirme kararı gereğince davacı tarafça yatırılmayan temyiz harçları yatırılmış olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava 6098 sayılı TBK’nun 39. maddesine dayanılarak korkutulma sonucunda senet imzalatıldığı iddiasıyla açılmış ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda senedin keşidecisi olan dava dışı Sebahattin Kaya’nın kardeşi olduğu anlaşılan Selahattin Kaya’nın tanık sıfatıyla verdiği ifadesine dayanılarak hüküm oluşturulmuştur. Ancak, adı geçen tanığın ifadesi, Beykoz C. Başsavcılığı’nın vermiş olduğu takipsizlik kararı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde somut olay bakımından TBK’nun 39. maddesinde hükme bağlanan iradeyi bozucu hallerden “korkutulma” unsurunun oluşmasına yeterli ve inandırıcı görülmediğinden yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bent uyarınca davacı vekilinin tüm, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bent uyarınca hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına Yargıtay duruşma tarihi itibariyle takdiren 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 21/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy