(1086 S. K. m. 445)
Dava: Mahkemei Temyiz Birinci Hukuk Dairesi tashihi kararda murafaaya cevaz olmadığı ve İkinci Hukuk Dairesi ise murafaaya cevaz olduğu yolunda içtihatta bulunduklarından olbaptaki maddei kanuniyeye istinaden hadisenin Heyeti Umumiyece tevhidi içtihat dairesinde halli talebiyle Birinci Hukuk Dairei aliyesi azasından İsmail Hakkı Beyefendi tarafından verilen 30 Haziran 927 tarihli teklifname üzerine Mahkemei Temyiz Teşkilatının Tevsine dair 834 numaralı kanunun üçüncü maddesine tevfikan 927 senesi haziranının otuzuncu perşembe günü Heyeti Umumiye Birinci Reis İhsan Beyefendi'nin tahtı riyasetlerinde olarak biliçtima, heyete otuz zatın iştirak eylediği anlaşıldıktan ve nisabı müzakere tahakkuk ettikten ve salifüzzikir müzekkere kıraat olunduktan sonra Birinci Hukuk Dairesi noktai nazar ve içtihadını teşrih etmek üzere söz alan Dairei mezkûre azasından İsmail Hakkı Beyefendi: Bu hususta Heyeti Umumiyenin ademi cevazına kararı olmakla beraber mürafaai aleniye istisnai bir madde olup istisna ise mahalline maksur olmasına mebni vicahen murafaa olunan işlerde tashihi karar olamayacağını ve ikinci Hukuk Dairesi noktai nazar ve içtihadını taşrih etmek üzere söz alan dairei mezkûre azasından Yusuf cemal Beyefendi: Usulü Muhakemei Hukukiye kanunun Mahkemei Temyizin davayı nasıl rüyet ve tetkik edeceğini mübeyyin olan mevaddı Zeyli Usulü Muhakemei Hukukiye Kanununun yirmi dokuz ve otuzuncu maddeleriyle tadil edilmiş ve mezkûr yirmi dokuz ve otuzuncu maddelerini muaddil 1329 tarihli kanunu muvakkatle Tesrii Mahakim Kannunun bunu tadil eden yirmi altıncımaddesi de Mahkemei Temyizin davayı evrak üzerine tetkik edeceğini ve ancak emvali gayrimenkulenin tasarrufuna müteallik deavi ile miktar ve kıymeti bin lirayı mütecaviz olan deyn ve ayın davalarında tarafeynin talep vukuunda istida ve layihalarda beyan olunan ifade ve itirazlarını izah için davet olunacağını sureti mutlakada tayin ve tasrih etmiştir. Mahkemei Temyiz ister mahalli mahkemelerinin ilamını ister vukubulan tashihi karar istidası üzerine kendi ilamını tetkik etsin şu ıtlakı ibareden (caiz olan hususatta ve talep vukuunda) tarafeyni davet etmesi iktiza eder, ibaresinin mutbıkı bunu amir ve mübeyyindir. Bunu adiyen vukubulan temyizi davaya hasra ve tashihi karar davasına teşmil etmemeğe bir gûna sarahat ve delaleti kanuniye yoktur. Evvelce vicahi olarak verilmiş olan temyiz kararlarına karşı tashihi karar talebinde bulunulamayacağına dair olan kaydı kanuniyi evvelce vicahi verilmemiş olan temyiz kararlarına da teşmil etmek temyizde izahatı şifahiyede bulunmak hakkını kanunen haiz olan tarafeynin şu hakkını tanımamak ve kanunu aleyhe tefsir etmek demektir ki ruh ve maksadı kanuna münafidir. Çünkü, kanunda izahatı şifahiyede bulunmak hakkı bahş olunan tarafın tetkikatı temyiziye esnasında celbini talep etmemesi halinde bu hakkın kendisinden sakıt olacağına dair bir kayıt yoktur. Kanun ancak evvelce izahat vermiş ve temyiz kararı vicahında sadır olmuş ise olvakit tashihi karar talebi hakkında mahrum olacağını beyan ediyor. Tashihi karar talebinde bulunamamak başka, bulunmasına cevaz verip de izahatı şifahiye verememek iyine başka şeylerdir. mademki Temyiz kararına karşı bir hakkı tashih verilmiştir, tashihi karar istidası üzerine şifahen izahat itası talep olunduğu surette celp etmek zaruriyatı kanuniyeden bulunduğunu mütalaaten beyan etmeleriyle tevhidi içtihat noktasından keyfiyet bittetkik neticede:
Vazııkanun vicahen tetkikatı yalnız tariki temyize hasretmiş ve vicahen verilen temyiz kararları aleyhine tashihi karar iddiası mesmu olmayıp yalnız gıyabında karar verilen tarafın ancak tashihi karar talebinde bulunabileceğini kabul eylemiş olmasına göre tashihi karar tarikinde murafaa gayri caiz olduğu altı reyi muhalife mukabil yirmi dört reyle ve mevcudun üçte ikisinin ittifakıyla 30 Haziran 1927 tarihinde karargir oldu.
Full & Egal Universal Law Academy