(765 S. K. m. 59, 491, 522) (647 S. K. m. 4, 6) (1412 S. K. m. 135, 307, 308, 343) (CGK. m. 25.6.1996 T. 1996/6-145 E. 1996/157 K.) (YİBK. 26.10.1932 T. 1932/32 E. 1932/13 K.) ( YİBK. 20.05.1957 T. 1953/5 E. 1957/13 K.)
Dava: Abonesiz elektrik kullanma suçundan sanık İbrahim Polat'ın TCK. nun 491/ilk, 522, 59 ve 647 S. Yasanın 4-6. maddeleri uyarınca verilen 228.150.000 TL. ağır para cezasının ertelenmesine dair KİLİS Sulh Ceza Mahkemesinin 12.2.2001 tarih ve 2000/294-2001/38 s. kararın, dosya kapsamına göre, sanığa savunması alınmadan önce CMUK. nun 135. maddesi gereği yasal hakları hatırlatılmadan sorgusu yapılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, kabule göre de; sanığın abone olmaksızın mühürsüz sayaçtan geçirmek suretiyle elektrik kullandığı anlaşılmasına göre itilafın hukuki nitelikte olduğu, suçun kanuni unsurları oluşmadığı gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, CMUK. nun 343. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 23.1.2004 tarih ve 4171 S. yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 29.1.2004 tarih ve YE.200415847 S. ihbarnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 25.6.1996 tarih 6/145-157 s. kararında da açıklandığı üzere CMUK. nun 343. maddesinde düzenlenen olağan üstü kanun yolu olan yazılı emirle bozma konusu yapılabilecek kararlar, Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen ceza hakimliği ve mahkemesine ilişkin kararlardır. Yazılı emirle bozmaya konu olabilecek kanuna aykırılık halleri 26.10.1932 tarih ve 32/13 ile 20.5.1957 tarih ve 5/13 s. içtihadı birleştirme kararlarında özlü şekilde belirtildiği gibi maddi hukuka ait uygulamadaki hatalardan başka esas ve hükme etkili olan usul hatalarıdır. Bu olağanüstü kanun yolunda yazılı emir yoluyla bozma isteği yerinde görüldüğü takdirde işin esas mahkemesine bırakılmaması ve Yargıtay'ın kararı bozmakla yetinmeyerek daha az ceza verilmesini gereken hallerde bunu belirlemesi ve cezanın çektirilmemesine karar vermesi gerekir.
Özetle, olağan üstü bir kanun yolu olan yazılı emirle bozma müessesesinin konusunu oluşturan kanuna aykırılık halleri kurumun doğal gereği olarak olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulmak suretiyle, iki önemli özelliği kesinliliği ve değerliliği olan kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
Ceza Genel Kurulu'nun duraksamasız uygulamalarına göre, sorgunun CMUK. nun değişik 135. maddesine uygun şekilde yapılmaması olağan kanun yolu olan temyizde usuli bir bozma sebebi olarak kabul edildiği durumda olağan üstü kanun yolu olan yazılı emirle bozmada korunması gereken kesin hükmün otoritesi sebebiyle bozma nedenini oluşturamaz. Zira bu aykırılık kararın zat ve mahiyetine doğrudan doğruya ve tam etkili bir usul hatası değildir. Somut olayda yerel mahkeme sanığın sorgusunu yapmış ancak 3842 S. Yasa ile değişik 135. maddesine uygun şekilde kanuni haklarını hatırlatmak suretiyle yapmamış ve kurulan bu hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Yazılı emirle bozma isteği hükmün esasına tam ve doğrudan doğruya etkili, kesin hükmün otoritesini kaldıracak nitelikte bir usul aykırılığı niteliğinde değildir.
Diğer taraftan yazılı emir yoluyla; yasaların eşit şekilde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi, Yargıtay'ın yasaları yorumlamak ve içtihat birliğini oluşturmak görevini yerine getirmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Gerek öğretide gerekse Ceza Genel Kurul kararlarında vurgulandığı üzere bu amacın gerçekleştirilmesi için yazılı emirde ortaya konan kanuna aykırılığın ciddi boyutlara ulaşması gerekir. CMUK. nun 307. maddesinde bir hukuk kuralının uygulanmaması ya da yanlış uygulanması kanuna aykırılık olarak tanımlanmış, aynı kanunun 308. maddesinde ise 8. bendde sayılan hallerde mutlaka kanuna aykırılık halleri yapılmış sayılacağı öngörülmüştür. Hakimin dosyada var olan kanıtların takdir ve tercihinde yanılgıya düştüğünden bahisle de yazılı emir yoluna başvurmak olanaksızdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; yazılı emre atfen düzenlenen ihbarnamede ki talebin CMUK. nun 343. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE, 16.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy