(6762 S. K. m. 20, 885)
Dava: Fırat nehrinde minelkadim işleyen on üç gemiden biri hasbelverase kendisine intikal ederek mezkûr gemi bu kerre müceddeden inşa ve nehre indirilmiş ise de belediyece geminin seyrü seferine müdahale edildiğinden vaki müdahalenin meni ve bu yüzden mahrum kaldığı temettüün müddeaaleyhten tahsili talebiyle ikame edilen dava Devlet Şûrasına ait olduğuna dair Birecik Hukuk Hâkimliğinden verilen hüküm temyizen bittetkik bozma kararı ittihaz eden Dördüncü Hukuk Dairesi bu kerre bozma kararına uyulduktan sonra verilen son kararın dahi temyiz edilmesi üzerine dava Fırat nehri üzerinde minelkadim işleyen on üç sefineden birinin müceddeden nehre tenzili hasebiyle mezkûr nehirde seyrüsefer etmesine belediyece mümanaat edilmek suretiyle hukuku tasarrufiyesi ve serbestii ticareti ihlâl olunduğundan bahsile vaki müdahalenin meni ve bu yüzden mahrum kaldığı kâr ve temettüün belediyeden tahsili talebinden ibaret olmasına ve nehirlerde yolcu ve hayvanat ve eşya nakliyatının sureti mutlakada muamelâtı ticariyeden olduğu Ticaret Kanununun yirminci maddesinin dördüncü bendinde musarrah olmasına ve gerçi hadisede belediyenin fiili bazı esbaba binaen geminin seyrü seferine bir müdahale mahiyetinde ise de müddeiye nazaran gemiyi işletmek ve nakliyatta kullanmak ticarî bir muamele olmasına ve Ticaret Kanununun on ikinci faslında da karada ve sularda nakliyat hakkında ahkâmı umumiye ve hususiye mevzu bulunmasına ve mukaddema yanlışlıkla hadise tetkik olunarak vazife noktasından mümeyyizünbih hükmün nakz edilmiş olması mahiyeti meseleyi tağyir edemeyeceğine binaen bu hususta tetkikatı temyiziye icrası hususunda vermiş olduğu 23.2.1932 tarih ve 695/430 numaralı vazifesizlik kararı üzerine Ticaret Dairesince bittetkik; Dava Fırat nehri üzerinde minelkadim işleyen on üç gemiden tamamiyle ve müstakilen malik olduğu bir gemiyi müceddeden inşa eylediği halde belediye meclisince ayrıca gemi yaptırmak kabil olmıyacağı yolunda müttehaz karara istinaden müddeaaleyhimin geminin işletilmesine kuvveyi cebriye ile mümanaat ve hukuku tasarrufiyesi ihlâl edilmekte olduğundan Borçlar Kanununun kırk birinci maddesi mucibince tamamen haksız fiil mahiyetinde bulunan mümanaatı vâkıanın izalesiyle zarar ve ziyanın tahsili talebinden ibarettir. İşbu mahiyette olarak mahkemei mahalliyece tetkik ve rüyet olunan davayı mepsuta üzerine lâhik olan hüküm müddei tarafından vaki temyize binaen, Dördüncü Hukuk Dairei aliyesine tevdi edilmiş ve dairei müşarünileyhaca Ticaret Kanununun yirminci maddesi mucibince nehirlerde yolcu, hayvanat ve eşya nakliyatının sureti mutlakada ticarî olmasına ve gemiyi işletmek ve nakliyatta kullanmak müddeiye nazaran ticarî muamelâttan madut bulunmasına binaen ademi vazife karariyle evrakı mezkûre dairemize tedvi olunmuştur. Ticaret Kanununun yirminci maddesinin dördüncü bendi (Karada, nehir ve göllerde ve havada yolcu ve hayvanat ve eşya nakliyatı)nın muamelâtı ticariyeden olduğu tasrih edilmiş olmasına göre bendin sarahatı ve kanunu mezkûrun on ikinci faslı ahkâmı veçhile ancak nakliyat muamelâtından mütevellit hususatın ticarî muamelât noktai nazarından mütalâa ve tetkiki icap eder. Hadisede mevzuubahis olan husus ise müddeinin Fırat nehri üzerinde inşa eylediği geminin işletilmesine cebren mümanaattan ibaret olmasına ve Ticaret Kanunu hükümleri alelıtlak muamelâtı ticariye hakkında cari olup bir cürüm veya şibih cürümden mütevellit tazminat hususları muamelatı ticariye mefhumuna dahil olamıyacağına ve Ticaret Kanununun sureti mutlakada merakibi bahriye ve seyrü seferden bâhis olan yirmi birinci maddesinin dokuz ve onuncu bentleri hükümlerinin kara ve nehirlerdeki vesaiti nakliyeye teşmiline maddenin sarahatı ifadesi veçhile imkân mevcut olmamasına ve zatı hadise haksız fiilden ibaret olup bir akitten mütevellit bulunmamasına binaen, ittihaz olunan 28.3.1932 tarih ve 1033/562 no'lu vazifesizlik kararı arasındaki ihtilâfın halli için dava evrakı Dördüncü Hukuk Dairei Aliyesinin 28.4.1932 tarih ve 1238/123 no'lu müzekkeresiyle Birinci Riyaset Dairesine tevdi olunmakla içtima için tayin olunan 26.10.1932 tarihine müsadif çarşamba günü Heyeti umumiyeye kırk üç zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra hadise reislik makamınca tekrar izah edildikten sonra söz alan Halil İbrahim Beyefendi;
Kararda zikredilen esbabı mucibeye ve davanın şekil ve mahiyetine nazaran Ticaret Kanunu hükümlerine dahil olacak mevattan olmadığı gibi Deniz Ticareti Kanununa göre de hadisenin ticarî mahiyette kabulüne imkân yoktur. Binaenaleyh davanın tetkiki, evvelce vazifesi dahilinde görerek tetkikatı temyiziye icra eden Hukuk Dairei Aliyesine aittir.
Dördüncü Hukuk Dairesi namına söz alan Ali Himmet Beyefendi;
Hadise şudur: Müddeinin Fırat nehrinde gemi işletmek hakkı olmayıp bu hak belediyeye ait olduğundan bahsile belediye müddeiyi gemi işletmekten ve nakliyecilikten men etmiş, bunun üzerine müddei mahkemeye müracaatla belediye aleyhine ikamei dava ediyor. Ötedenberi gemi işletmek ve nehirde nakliyecilik yapmak bize aittir, şimdi belediye men ediyor, diyor. İcra kılınan muhakeme neticesinde mahkeme Sultan Mustafa tarafından verilen ferman müsaade kabilinden olduğundan bu hak ne müddeiye ve ne de belediyeye ait olup Devlete ait bulunduğundan bahsile her iki tarafın iddiasının reddine karar veriyor.
Ticaret Kanununun yirminci maddesinin dördüncü fıkrasında karada ve nehir ve göllerde ve havada yolcu ve hayvan ve eşya nakliyatı umuru ticariyeden olduğu ve 885. maddesinde bir nakliyecinin ücret mukabilinde eşya veya eşhasın karada veya sularda nakillerini taahhüt eylemesine nakil mukavelesi denildiği gösteriliyor.
Hadise, doğrudan doğruya müddeinin nehirde gemi işletmeye ve nakliyecilik yapmağa hakkı olup olmadığıdır ve şu suretle de muamelei ticariyeye mütealliktir. Bunu adi addetmek mezkûr maddelerin sarahatına muhaliftir. şu halde dava ticaret kanunları ahkâmına tevfikan halledilmek icap eder. Bunun, alelâde ve haksız fiilden mütevellittir diye âdi olmasına hükmedilemez. Çünkü asıl niza gemi sahibinin gemi işletmeğe hakkı olup olmamasındadır, haksızlık buna müteferridir. Yoksa her hadisede talep bir haksızlık iddiasına müncerdir. Kararımız tamamen maksadımızı ifade etmektedir, müsaadenizle okuyayım, dedi ve okudu. Müzakerenin kifayeti kabul edilerek reye vaz olundu:
Şekli davaya ve hadisenin mahiyetine nazaran tetkiki Dördüncü Hukuk Dairesinin cümlei vezaifinden olduğu yedi muhalif reye karşı otuz beş reyle takarrür etti.
Full & Egal Universal Law Academy