Dava: 1723 numaralı Gümrük Kanununun neşrinden evvel resmi verilmek suretiyle gümrükten çıkarılan mallardan dolayı muahharan meriyete giren mezkur kanunun makabline teşmili suretiyle gümrük idaresince istenen fazla resimden dolayı mükellefler tarafından idare aleyhine ikame olunan meni müdahale davalarında idarenin müdahalesinin menine dair istanbul Asliye Mahkemesi ikinci Hukuk Dairesinden verilen 17/6/931 tarihli hüküm indettemyiz, 1723 numaralı kanunun makabline şümulü olmadığından Temyiz Mahkemesi Dördüncü Hukuk Dairei Aliyesinin 27/10/931 tarih ve 3748/2678 numaralı karariyle tasdik edilmiş iken mümasil diğer bir hadiseden dolayı İzmir sulh mahkemesinden verilen 3/6/931 tarihli muarazanın menine dair kararın indettemyiz rüyeti dava mahkemenin vazifesinden hariç olduğundan Temyiz Mahkemesi Üçüncü Hukuk Dairei Aliyesinin 18/7/931 tarih ve 9433/7388 numaralı karariyle bozulmak suretiyle hasıl olan içtihat ihtilafının halli Gümrük ve inhisarlar Vekaletinin iş'arına atfen Adliye Vekaleti Celilesinin 5/5/932 tarih ve 443/4989 numaralı tahriratiyle talep olunması üzerine bu baptaki ilam suretleri celp ve telhis ve nüshaları teksir olunarak Heyeti Umumiyeye tevzi olunduktan ve toplantı için tayin olunan 29/3/933 tarihine müsadif çarşamba günü Heyeti Umumiyeye kırk dört zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra ilam suretleri bir kerre de Riyaset makamınca okunarak hadise izah olundu.
Karar: Dördüncü Hukuk Dairesinin noktai nazarını müdafaa ve izah etmek üzere söz alan Ali Himmet Beyefendi: Halledilecek mesele 1723 numaralı kanunun makabline şümulü olup olmaması ve bu kanunun vazifeye taalluku bulunup bulunmaması meselesidir.
Bunu halledebilmek için evvelemirde 1723 numaralı kanunun tadil ettiği Gümrük Kanununun on ikinci maddesini ve bu maddenin meri olduğu tarihteki ahkamı mütalaa ve tetkik etmek lazımdır. Madde şudur : (Bir mal tabi olduğu gümrük resminden ve sair bilcümle tekaliften dolayı zaman ve teminat hükmündedir.) İşte bu madde ile gümrük resimlerinin ne suretle tahsil olunacağı gösterilmektedir. Bunun için bu madde meri iken suveri tahsiliyesi muayyen olmıyan rüsum ve tekalifin Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsil olunacağına dair tarihli kanun tatbik edilmezdi. Herhangi bir sebeple alınmamış veya noksan alınmış resimler için gümrük tarafından mahkemeye müracaatla hüküm istihsal olunuyordu.
Hatta tarife tatbikinden mütevellit noksanlar için dahi mahkemeye müracaat mecburiyeti vardı. Çünkü ekseri eşyanın gümrükte numunesi bulunmadığı cihetle komisyonu mahsusunca ihtilafın halline imkan olmamakla beraber komisyon gümrük idaresi lehine bir karar verse dahi mükelleften noksan kalan paranın tahsili için tariki kanunî yoktu. Arz ettiğim veçhile Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsil de edilemezdi.
Ahvali mümasilede gümrük idaresinin mahkemelere müracaatla hüküm istihsali günlerce devam ve resmin tahsili teahhur ettiğinden olacak ki 1723 numaralı kanun neşredilmiş ve bu kabil alınmıyan resimlerin Tahsili Emval Kanununa tevfikan tahsil edilmesi taknin edilmiş ve bu kanunda sırf icraya ait olmak üzere tarife tatbikinden mütevellit hususta itiraz mercii gösterilmiş ise de diğer hususatta gösterilmemiştir.
Şu halde alınmıyan resim için idare mahkemelerde uğraşmayıp Tahsili Emval Kanununa tevfikan alacak, eğer işte bir haksızlık varsa mükellef mahkemeye müracaat edecektir. Hilafında bir sarahat olmadıkça herkesin umumî mahkemelere müracaatla haksızlığın izalesini talebe hakkı vardır.
Bu kanunun vazife ile bir alakası yoktur, yalnız alacağın istifasına dairdir. Aksini farzedelim, tarifenin tatbikinden mütevellit olmıyan cihetlerde mükellef nereye müracaat edecek ? Bir gümrük müfettiş veya memurunun mütalaasiyle istenen parayı vermeğe mecbur mu olacaktır ? Buna ne vazııkanun, ne adalet razı değildir.
Vazııkanunun maksadı bu olduğundandır ki 1723 numaralı kanuna ait talimatta sarahaten mahkemeye müracaat edileceği gösterilmektedir.
İşte arzettiğim şu mütalaa ve sebeplere mebni bu kanunun kaza ve vazifeye taalluku yoktur.
Makabline şamil olup olmamak meselesine gelince, heyeti celilenin malümudurki esas kanunları makabline şamil olmaz. Tarihi neşrinden itibaren lazimülittiba olur.
Usule ait kanunlarda hakkı müktesep teşkil eden hususat ta makabline şamil değildir.
Şüphe yoktur ki bu kanun usule ait değildir. İcra usulüne aittir, denemez. İcra başka, istifa başkadır. Sabit olan bir borç icra edilir. Böyle inkar edilen borçların alınması icra sayılamaz, öyle olduğunuzu farz etsek bile mucibi ihtilaf olan hadiseler mukaddemdir. Hakkı müktesebe taalluk ediyor. Çünkü bu kanun neşredilmeden mükelleflerin mahkemede müdafaa hakkı kabul edilmiştir. Binaenaleyh bu itibarla makabline teşmil edilemez. Şu mülahazata binaendir ki biz gümrük aleyhine ikame olunan bu kabil davaları hem vazife dahilinde gördük, hem de kanunun makabline şamil olmadığı kanaatında bulunduk.
Verdiğimiz kararların kanuna, adle ve kavaidi hukukiyeye muvafık olduğu içtihadında musırrız.
Üçüncü Hukuk Reisi Sait Beyefendi: Tarife Kanununun otuzuncu maddesi sarahatına göre ihtilafatı ekisperler heyeti halleder ve mahkemeye gidilemezdi. Bu kanun da kafi gelmedi, 1723 numaralı kanun tedvin edildi. Bu kanun bir vazife kanunu, makabline de şamildir. Çünkü Tahsili Emval Kanununun on birinci maddesi sarihtir. Bu sarahata karşı talimatnamenin şümulü yoktur.
Fuat Beyefendi:
Gümrük idaresi bazı kimselerden tarifenin yanlış tatbikinden dolayı para istemiş ve bundan mütevellit davalar Şürayı Devlete, gelmiştir. O zaman mer'i bulunan 1499 numaralı kanundaki maddenin esbabı mucibesini taharri etmeğe karar verdim ve Büyük Millet Meclisi Bütçe Encümeni mazbata muharririnden sordum. Eksperlerin tarafeyn arasında hasıl olan ihtilafatı hallettikten sonra mükellefler mahkemeye müracaat, temyiz, tashihi karar suretiyle Devlet muamelatını akim bırakmıştır. Bu itibarla gümrüğe ait ihtilafların hallini itiraz mercii olmak üzere Şürayı Devlete bıraktık, dedi ve biz de bu davaları Şürayı Devlette hallettik.
Kazım Beyefendi: 1723 numaralı kanunun meriyetinden evvel gümrük idaresinden resmî verilmek suretiyle imrar edilen eşyadan dolayı noksan resim istenmişti. Mükellefler mahkemeye müracaat etmişlerdi. Bu kanunun makabline şümulü olmadığından bahsile gümrük idaresinin Tahsili Emval Kanununa tevfikan muarazasının menine karar verilmiştir. Bu kararı Dördüncü Hukuk tasdik etti. Binaenaleyh şu suretle istihlak edilmiş bir maldan mütevellit mutalebenin tarifenin tatbikinde ihtilaf şeklinde kabulüne imkan yoktur. 1723 numaralı kanunun, talimatnamenin altıncı maddesine göre makabline şamil olduğu anlaşılıyor. Mahkemeler talimatname ile takip edilmez. Bu kanunda mutlak bir sarahat olmamasına göre makabline teşmiline imkan yoktur. Ancak cezaî kısım müstesnadır.
Reis İhsan Beyefendi: Gümrük idarelerinden çıkan eşyanın bir dosyası ve numunesi vardır. Velevki çıkmış, sarf ve istihlak edilmiş olmasına göre de gümrük idaresi resim istemeğe salahiyettardır.
Cezai nakdî de makabline teşmil edilmiş ise resimde bitarıkıl'evla makabline şümulü vardır. Bu davaların tetkik mercii de Şürayı Devlet olması lazımdır.
Fuat Beyefendi: Devletin rejimi itibariyle Fransayı takliden, Şürayı Devlete aittir.
İbrahim Ethem Beyefendi: 1723 numaralı Gümrük Kanununun neşrinden evvel resmi verilmek suretiyle gümrükten çıkarılan eşyanın resminden dolayı bu kanunun hini neşrinden henüz neticelenmemiş davalara bakmak adliye mahkemelerinin vazifeleri dahilinde olup olmadığı müzakeremizin mevzuunu teşkil etmektedir. 1723 numaralı kanun birinci maddesinde bu kabil davaların tetkikini idarî mercie vermesine göre bahsimiz mahkeme merciini tebdil eden usul kanunlarının makabline şümul ve ademi şümulüne taalluk eder.
1723 numaralı kanun evvelce işlenmiş ve derdesti rüyet bulunup hükme raptolunmamış olan davalar hakkında ahkamı mahsusa ve muvakkateyi ihtiva etseydi mesele yoktu. Mercii muhakemeyi tebdil eden kanunda eski işler hakkında sarahati mahsusa olmadığı surette meselenin halli oldukça müşküldür. Bu hususta muhtelif reyler dermeyan edilmiştir. Heyeti celilece pek malum ve aşikar olan muhtelif aranın bir hulasasını ve bu reylerden racih olan reyin müdafaasını yüksek heyetin müsaadeleriyle yapmak isterim.
Muhtelif aranın tasnifine geçmezden evvel şu ciheti arzedeyim ki 1723 numaralı kanunun birinci maddesi nasıl hukuk dairelerini alakadar ediyorsa bu kanunun (makabline teşmili bahsinde) ikinci maddesi de ayni suretle Temyiz Üçüncü Ceza Dairesini alakadar ediyor. Bu kanunun birinci maddesi işi adliyenin vazifesinden hariç tutmakta ve ikinci maddesi ile evvelemirde itirazatın idarî makarna yapılması lüzumunu ve bu makamdan itirazın reddi halinde muayyen müddeti içinde mahkemeye müracaat edileceğini göstermektedir.
Muhakeme merciini tebdil eden kanunların makabline şümul ve ademi şümulü hakkında yekdiğerine tamamen zıt iki rey vardır. Birinci rey, mercii tebdil eden kanunlar mutlak surette makable şamildir. Yeni kanunun neşri sırasında henüz neticelenmeyen davalar yeni merciler tarafından neticelendirilir.
Bu reyde bulunanların esbabı mucibesi şudur: Mercii değiştiren kanunlardaki hükümler (intizamı ammeye) taalluk eder. Alakadarların müktesep hakkı olamaz. İkinci rey, mercii tebdil eden kanunlar mutlak surette makabline şamil değildir. Kanunun neşri sırasında, henüz neticelenmeyen davalar yine eski merciler tarafından neticelendirilir. Bu reyde bulunanların esbabı mucibesi (yeni kanunun neşrinden evvel hadis olan fiiller için hakimi tabii o fiillerin işlendiği sırada mevcut olan hakim ve mahkemelerdir). Bu rey üzerinde fazla tevakkufa mahal yok, zira olabilirki son kanun o mahkemeyi büsbütün kaldırır. O mahkemenin vücudu kalmayınca davanın mutlaka eski merci tarafından görülmesine imkan bulunmaz. Bu her iki rey ifrat ve tefritten ari olmadığından bahsile müellifler tarafından mutedil daha iki rey dermeyan edilmiştir. Birinci rey eğer, evvelki kanunun meri olduğu zamanda bu kanun ile tayin edilen merci işe vaziyet etmiş ise ahiren mercii tebdil eden yeni kanun hükmü nazara alınmaz, evvelki merci davayı neticelendirir. Eğer yeni kanun çıktığı zaman evvelki merci henüz davaya vaziyet etmemiş ise yeni merci davayı neticelendirir. İkinci rey, mercii tebdil eden kanunlar neşredilmeleriyle beraber makabline şamildir. Yeni kanunun neşrinden evvel ika edilmiş olan fiilin muhakemesine (ister vaziyet edilsin, ister vaziyet edilmesin) yeni kanun hükmü makabline saridir ve şamildir. Ancak iptidaen hüküm verilmiş ise şamil değildir. Bu reyde bulunanların esbabı mucibesi: Yeni kanun evvelki merciin salahiyeti kazaiyesini ve hakkı kazasını kaldırmıştır. Evvelki merciin o kabil işleri görmesi vazııkanun tarafından şu veya bu sebep tahtında muvafık görülmediğindendir ki salahiyeti ref edilmiştir. Mademki salahiyeti kaldırılmıştır, artık o merci eski işlerde de davaya bakamaz, diyorlar. Bu esbabı mucibeyi beyan etmekle beraber ilaveten diyorlarki, eğer, eski işler hakkında iptidaen eski merci tarafından salahiyettar olduğu zamanda (bir hüküm) verilmiş ise, bu takdirde müktesep hak vardır. Yeni kanun hükmü (ancak bu suretle verilen hükümlere) tesir etmez.
Bu son rey ekseri müellifler tarafından kabul edilmiştir. Bendeniz de bu son reyde isabet olduğu kanaatındayım. Zira mercii tebdil eden yeni kanun, vakıa hakkı kazaya taalluku itibariyle makabline teşmili lazımdır, fakat eski kanunun kabul ettiği merci muhakemesini yapmış, hüküm vermiş, hüküm kesbi katiyet etmeden yeni kanun çıkmış ve mercii değiştirmiş olunca ortada alakadar olan şahıs için iktisap edilmiş bir hak vardır. O (hak) dahi (hükmün istihsali) ile iktisap edilmiştir. Evvelki kanun bu gibi kararlar hakkında temyiz kabiliyeti tanımış, muahhar kanun ise temyiz kabiliyetini kaldırarak işi başka merciye vermiştir. O şahsa temyiz tarikine müracaat hakkı verilmezse müktesep hakkı ihlal edilmiş olur.
Hulasa: meselenin en salim tariki halli şudur :
Merci muhakemeyi tebdil eden kanunlar makabline şamildir. Eğer iptidaen esas hakkında bir hüküm verilmiş ise ancak bu takdirde hakkı müktesep vardır. Hukuku müktesebe riayeten eski kanunun kabul ettiği kanun yollarına müracaat etmek te o şahsın hakkıdır, demeleriyle müzakerenin kifayeti kabul edilerek reye vaz olundukta:
Sonuç: Eşyanın tarifeye tatbikinden mütevellit ihtilafların nihaî olarak halli 1499 numaralı Gümrük Tarife Kanununun otuzuncu maddesinde yazılı eksperler heyetine ait bulunmuş ve Gümrük Kanununun on iki ve 110 ncu maddelerini muaddil 1723 numaralı kanuna tevfikan hesap hatası sebebiyle noksan alınmış olan matlubatın tahsili Tahsili Emval Kanununa tabi olduğu tasrih edilmiş ve yanlış tarife tatbiki neticesi noksan resim alınan eşya sahiplerinden bu noksanın talep edilmedi üzerine zuhur eden ihtilafların mercii itirazı da mezkur eksperler heyeti gösterilmiş olduğu cihetle eşya mezkur kanunun meriyetinden mukaddem gümrükten geçmiş olsa dahi muahharan bu kabil talep olunan resimden mütehaddis idarî ihtilafların tetkik ve niyeti adliye mahkemelerinin vazifesinden hariç olduğu ekseriyetle tekarrür etmiştir.
AYKIRI GÖRÜŞ
İbrahim Etem Bey:
Müzakere sırasında izah ettiğim esbabı mucibe dolayisile esas kaide olarak 1723 nolu kanun hükmünün makable teşmili lazım ise de, tetkik mercii (ni) değiştiren mezkur 1723 nolu kanun meriyete geçtiği sırada hadise hakkında katiyet kesbetmemiş olarak verilmiş bir hüküm var ise bu takdirde müktesep hak mevcut olduğundan ve eski kanunun kabul ettiği merci tarafından nihaî derecede evvelce hükme rabtedilen davanın tetkik ve niyeti lazım geldiğinden mezkur kanunun makabline teşmiline cevaz yoktur. İster iptidaî hüküm istihsal edilsin, ister istihsal olunmasın mutlak surette bu kanunun makabline teşmili lüzumunu tazammun eder tarz ve şekilde karar verilmiştir. Verilen karara bu kaydın konulması reyindeyim. Bu kayıt konulmadığından kararın bu kısmına muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy