(765 S. K. m. 30)
Dava: Kaçak eşyadan dolayı hükmolunan para cezasında Türk Ceza Kanununun 30 uncu maddesinin nazara alınmaması Temyiz Mahkemesi 3 üncü Ceza Dairesinin 16/6/932 tarihinde bozma sebebi ittihaz edildiği gibi hadise tarihine göre yine kaçak eşyadan dolayı 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası mucibince eşyanın mahallî rayiç fiyatının iki misli olarak hükmolunan 50 lira 4 kuruşa müteallik diğer bir hükümde de fiilin kabul olunan mahiyetine göre daha hafif olan 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının tatbik edilmemesi 11/6/932 tarihli kararla keza bozma sebebi kabul edilmiş, kaçak eşyadan dolayı mahallî rayiç fiyatı olan 39 lira 40 kuruşun 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası mucibince bir mislinin zammiyle 78 lira 80 kuruş para cezasının tahsiline dair sadır olan hükmün indettemyiz; hükmolunan para cezasının tayininde kaçak eşyanın mahallî rayici esas olması hasebiyle Ceza K. nun 30 uncu maddesinin hadisede tatbik kabiliyeti olmadığına, temyiz istidasında ve tebliğnamede bu cihete dair mütalaa varit olmadığından mahkemece kaçak eşyanın mahallî rayicinin bir misli tespit varakasına istinaden 39 lira 40 kuruş olarak kabul edilmesine ve bu miktar 20 lirayı tecavüz eylemesine göre 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının daha hafif hükmü ihtiva eylediğinin düşünülmediğine dair tebliğnamedeki mütalaa varit olmadığından 29/11/932 tarihinde reddine karar verilmek suretiyle müşarünileyh 3 üncü Ceza Dairesinin anifülbeyan üç ilamı arasında hasıl olan mübayenetin tevhidi içtihat tarikiyle halli 8 nolu İstanbul Adlî İhtisas C.M.U. liğinin 11.1.933 tarih ve 35/3 nolu tahriratiyle mesbuk talebe binaen C. Baş M. U. liği yüksek memuriyetinin 15.1.933 tarih ve 231 nolu müzekkeresiyle Birinci Riyaset Dairesine tevdi edilmesi üzerine mezkur ilamatı mütebayine suretleri telhis ve Heyeti Umumiyeye tevzi edilerek 29.3.933 tarihine müsadif çarşamba günü içtima eden Heyeti Umumiyeye 44 zatın iştirak ettiği görüldükten ve müzakere nisabı tahakkuk ettikten sonra Birinci Reis İhsan Beyefendi tarafından hadise tekrar izah ve tevhidi mucip ihtilaf görülmediğini beyan etti. Söz alan Üçüncü Ceza Dairesi azasından İbrahim Etem Beyefendi: 1510 nolu kanunun meriyeti zamanında istimal ve istihlak maksadiyle kaçak eşya bulundurmak suçundan dolayı 1918 nolu son Kaçakçılık Kanununun meriyeti zamanında hüküm verilir iken hangi kanuna tevfikan para cezası verilmesi lazım geldiği hakkında muhtelif noktai nazarların tevhidi müzakeremizin mevzuunu teşkil ediyor. Dairemizden, biri 5875/1613 ve diğeri 836 karar numarasiyle çıkmıştır. Ahiren dairemizde takarrür eden içtihat 1613 nolu kararımızdaki noktai nazardır. İki karar arasında ihtilaf olmadığı beyan buyrulduğundan evvelemirde bu iki karar arasında ihtilaf olduğunu ve 1613 nolu kararda gösterilen noktai nazarda isabet bulunduğunu izah edeceğim:
1613 nolu kararda deniliyorki, 1510 nolu kanunun mer'iyeti zamanında istimal ve istihlak maksadiyle mahallî rayice tabi kaçak eşya bulunduranlara bu eşyanın mahallî rayici 20 lira para cezasını geçtiği surette 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası tatbik olunamaz. Bu fıkra suçlu lehinde olamaz. 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının tatbiki lazımdır ve 836 nolu kararda ise, bu esbabı mucibe serd ve beyan edilmeyerek kaçak eşyanın mahallî rayici 20 lirayı geçtiği halde 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasından daha hafif olduğu için 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının tatbiki lüzumu gösterilmiştir. Her iki hadisede para cezası 20 lirayı geçtiği halde birinde 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının tatbik edilemeyeceği, diğerinde ise tatbik edileceği gösterildiğinden bu iki karar arasında ihtilaf mevcuttur ve bu ihtilafın tevhidi içtihat tarikiyle halli lazımdır.
Dairemizin müstakar içtihadı, 1613 nolu kararda gösterilen noktai nazar dairesindedir. Bu ciheti izah edeyim: 1510 nolu kanun mucibince kaçakçılık diye bir iş mahkemeye sevkedilmiş ve ahiren 1918 nolu kaçakçılık kanunu çıkmış. Muhakeme neticesinde suçlunun fiili kaçakçılık mahiyetinde görülmeyerek istihlak ve istimal maksadiyle kaçak eşyayı nezdinde bulundurmaktan ibaret kaldığı anlaşılmış olursa bu suçluya para cezasını nasıl vermek lazımdır ? 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında istihlak kastiyle mahallî rayice tabi kaçak eşya bulunduranlar hakkında rayiç fiyatının iki misli ağır para cezası alınacağı tasrih edilmesine ve 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında ise mahallî rayice tabi kaçak eşya bulunduranlardan mahallî rayicin bir misli hafif para cezası alınacağı gösterilmesine göre rayiç fiyatın iki misli ağır para cezası alınmasını amir olan 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü rayiç fiyatı bir misli hafif para cezası alınması hükmünü ihtiva eden 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasından ağır görülmektedir. 1918 nolu son kaçakçılık kanununda görülen bu hafiflik, 20 lira para cezasını geçmeyen ahvalde kabul olunabilir. Çünkü 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası gerek mahallî rayice tabi eşya hakkında ve gerek inhisara tabi eşya hakkında bir taraftan 20 lirayı asgarî had olarak kabul ederken diğer taraftan da para cezası 20 lirayı geçtiği surette kaçakçılık hükmünün tatbik olunacağını kabul etmektedir. Binaenaleyh, rayiç fiyatı 20 lirayı geçen eski suçlardan, 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının muhaffef ceza hükmü ihtiva ettiği sebebine istinaden ve makabline teşmilen tatbikına cevaz olamaz. Zira para cezası 20 lirayı geçtimi 1510 nolu kanunun meriyeti zamanında olduğu gibi kaçakçılık mahiyetinin takdirini 1918 nolu kanun mahkemelere bırakmamış, (kaçakçılık) addetmiştir. 1918 nolu kanunun kaçakçılık addettiği bir suçluya da, mahallî rayice tabi eşyayı istihlak maksadiyle bulunduranlara (bir misil üzerinden) hafif para cezası tayin etmiş olduğuna bakılarak ve bu para cezasının miktarı 20 lirayı geçmiş olduğuna nazar edilmeyerek mutlak surette bu fıkra hükmünün tatbik edilmesini dairemiz ahiren tespit ettiği içtihat ile kabul etmemektedir. Ve zira bir kanun fıkrasının üst tarafı lehte ve alt tarafı aleyhte olunca o fıkra aleyhtedir. İşte 1613 nolu karar bu esbabı mucibe tahtında verilmiştir.
Netice: İstimal ve istihlak maksadiyle mahallî rayice tabi kaçak eşya bulundurduğu surette mahalli rayiç fiyatı 20 lira para cezasını geçmeyen ahvalde 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının tatbiki lazımdır. 20 lirayı geçen yerlerde de 1918 nolu kanuna göre kaçakçılık olacağından 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki para cezasının hükmedilmesi iktiza eder.
Bu fıkralara göre hükmedilen para cezalarında Ceza Kanununun 30 uncu maddesi hükmünün tatbik edilemeyeceği münakaşa kabul etmiyecek kadar açık bir keyfiyettir. Her ne kadar Ceza K. nun, ağır para cezasının asgarî haddinin (bir lira) ve hafif para cezasının asgarî haddinin (yarım lira) ve kanunî haddin dûnunda da ceza verilemeyeceğini 30 uncu maddesinde tasrih eylemekte bulunmuş ise de rayiç fiyat esasında vahidi kıyasî bir lira ve yarım lira değildir, (bir kuruştur). Bir liranın ve yarım liranın küsuru hususî suçlarda hesaba katılmayacak olursa hususî kanunlar hükmünün hükümsüz bırakılması icap eder. Mesela Orman Nizamnamesi hükmünce para cezaları, beş kuruştan başlar ve sigara kağıdı para cezaları da beher varak için (bir kuruştur). Şüphesizki buralarda, Ceza Kanununun 30 uncu maddesi tatbik edilemez.
Başmüddeiumumî Yusuf Nihat Beyefendi: 1510 ve 1918 nolu kanunların heyeti mecmuasına göre hadiseler itibariyle bir zaman biri bir zaman diğeri ağırdır. Ancak hafif ve ağır meselesinin mevzuu bahs olabilmesi için rayici kıymetinin veya hususî kanundaki para cezasının yirmi liradan az olması lazımdır.
30 uncu maddeye gelince, kanunu hususîlere göre alınacak para cezalarında bu maddenin mevkii tatbiki yoktur.
Hüseyin Fevzi Beyefendi: Her iki hadisede de rayiç kıymet 20 lirayı geçmekte olmasına ve ortada biribirine zıt iki karar bulunmasına göre tevhidine lüzum vardır, demeleriyle müzakerenin kifayeti kabul edilerek reye vazolundukta:
Karar: 1918 nolu kanunun meriyetinden mukaddem istimal ve istihlak için inhisara tabi ve gümrüğe ait kaçak eşyayı satın alan ve nezdinde bulunduranların fiili, eşyanın rayici veya hususî kanunlarındaki cezası yirmi lirayı tecavüz etmemesinden naşi mezkur kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrası dairei şümulüne dahil bulunduğu halde mezkur fıkrada yazılı para cezası mahiyet ve miktarı itibariyle 1510 nolu kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki para cezasından daha hafif olmakla 1918 nolu kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının ve aksi takdirde yani 20 liradan fazla para cezasını istilzam ederse hadisenin zamanı vukuunda mer'i 1510 nolu kanun ahkamı hadisenin kaçakçılık mahiyetinde telakkisine müsait olmadığı cihetle mezkur kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının tatbiki iktiza etmesine göre 3 üncü Ceza Dairei aliyesinin mütalaa edilen 26/6/932 ve 17/12/932 tarihli ilamları arasında hadiselerin tarihi vukuu itibariyle ayrı ayrı kanunlar tatbik edilmesine nazaran tevhidi içtihadı mucip ihtilaf olmadığı ekseriyetle ve hususî kanunlara tevfikan hükmolunan para cezaları mikdarının tayininde kabul edilen esaslara göre Ceza K. nun 30 uncu maddesinin kabili tatbik olmadığı ittifakla takarrür etmiştir.
AYKIRI GÖRÜŞLER
C. Başmüddeiumumîsi: İhtilaf vardır.
Ticaret Reisi Kazım: İhtilaf vardır.
Mehmet, Ali Rıza, Nail, Fevzi, M. Asım, Cevdet, S. Nafiz: İhtilaf vardır.
İ. Etem: İhtilaf vardır. Esbabı zabıtta yazılıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy